|
23 Şubat 2006 günü saat 11.00'de Ankara
Çeçen Kafkaslılar Derneği'nde KAFKAS-ÇEÇEN Dayanışma Komitesi be
Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu'nun müşterek organizasyonu
ile sürgün mağdurlarını anma toplantısı düzenlenmiştir.
Toplantıda Ankara Çeçen Derneği ve komite
başkanı Cuma BAYAZIT günü anlam ve önemini belirten bir konuşma
yapmış, 1944'te işlenen insanlık suçlarının günümüzde de devam
ettiğini ifade etmiştir.
federasyon Genel Sekreteri Sönmez CAN,
yaptığı konuşmasında Rusların Kafkasya'da planlı olarak uyguladığı
ve bu insanlık suçlarının demokrat ve gelişmiş kabul edilen
ülkelerden hiçbir tepki almadıklarını dile getirdi. Ayrıca artık bu
türlü insanlık suçlarını işlemeyi adet haline getiren Rusya'ya DUR!
demenin zamanının da geldiğini, bununla ilgili olarak uluslararası
arenada ilgili güçlerin harekete geçirilmesi için çalışmaların
yapılmaması gerektiğini ve bu konuda çalışmalarının olduğunu ifade
etti.
Toplantıda Çeçen Dramını görüntüleyen bir
resim sergisi de düzenlenmiş olup 3 gün süre ile sergilenecektir.
---
Kafkas Çeçen Dayanışma Komitesi'nin yayımlamış olduğu basın
bildirisi:
KAMUOYUNA
23.02.2006
Bugün Çeçen-İnguş halkının tarihindeki en
acı günlerden birinin yıldönümü günüdür.
1943-1944’de Kırım Tatarları, Karaçay-Balkarlar
ve diğer bazı halkları da sürgün eden Stalin, aynı dönemde, bundan
tam 62 yıl önce, 23 Şubat 1944’de tüm Çeçen- İnguş halkını
topraklarından zorla koparıp Sibirya ve Orta Asya’ya sürgün
etmiştir.
Sürgün Mağdurlarını Anıyoruz.
Kızıl Ordu günü kutlamasının yapıldığı o
gün, eşleri, çocukları ve yakınları cephede olan insanlar bir günde
alelacele bir araya toplanıp zorla hayvan vagonlarına doldurularak
ne olup bittiğini anlamalarına ve zorunlu ihtiyaç maddesi eşyaları
yanlarına almalarına dahi müsaade edilmeden sürgüne yollanmıştır.
Sürülemeyenler hemen bulundukları yerde
öldürülmüştür. Yalnızca bir gün içinde 12.000 kişi katledilmiştir.
Urus Martan’daki bölge hastanesindeki hastalar diri diri gömülmüş,
pek çok kişi Kezenoy-Aym gölünde boğulmuştur. Diğer yerlerde evler
bombalanmış ya da benzin dökülerek içindeki masum insanlarla
yakılmıştır.
Bir dağ köyü olan Haybah’ta 27 Şubat
1944’de 700 kişi diri diri yakılmıştır.
Sürgün edilen 800.000 civarındaki Çeçen-İnguş’un
yarısı sürgünde ölmüştür.
Sürgün sözde 1957’de sona ermiş, ama
haklar hala iade edilmemiştir.
Vahşet bu gün de sürüyor.
Hak iadesi bir yana, Ülkemizdeki
milyonlarca Kafkas-Çeçen kökenli insanın atalarının 1700-1800’lü
yıllarda katledilmesi ve sağ kalanların Osmanlı topraklarına
sürülmesinde olduğu gibi, son 400 yıldır diğer Kafkas halklarıyla
birlikte defalarca Rus katliam, sürgün ve vahşetine maruz kalmış
olan Çeçenler günümüzde de tarihteki vahşeti aratmayacak bir Rus
vahşetiyle karşı karşıyadır. Ruslar günümüzde 1944’den bu yana tam
12 yıldır Çeçen soykırımı yapmaktadır. BM, AB, AGİT, AİHM, İKÖ gibi
yapılanmalara sahip “medeni dünyada” hiçbir ülke bu insanlık dışı
vahşete karşı çıkmamaktadır.
Apaçık bir ikiyüzlülük söz konusudur.
“Medeni” ABD ve İngiltere Rusların Çeçenistan’daki vahşetinin
benzerini Irak’ta sergilerken, sözde Çeçenistan’da “İslamcı
teröristlerle” savaşan Rusya ise, İran, Türkiye ve Suudi
Arabistan’ın da aralarında bulunduğu İslam ülkeleriyle daha önce hiç
olmadığı kadar sıkı fıkı olmasının yanı sıra Hamas’ı davet
edebilmektedir. Sanki “oyun” oynanmaktadır.
Bugün dünya akılalmaz bir vahşet sahnesi
görünümündedir. ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in ve Çin’in basına
yansıyan vahşet haber ve görüntüleri hiçbir insani anlayışa
sığmayacak niteliktedir. Yıllardır süren Çeçenistan’daki Rus vahşeti
ise dünya gündeminde yer bulamasa da hepsinden daha aşırı
boyutlardadır.
Zalimleri lanetliyor, tüm sürgün ve vahşet
mağdurlarını saygıyla anıyor, “insan”a yaraşır bir anlayışın egemen
olmasını diliyoruz.
Kafkas Çeçen Dayanışma Komitesi
|