|
25 Nisan 2006 tarihinde Avrupa
Parlamentosu'nda yapılacak ÇERKES GÜNÜ'nün hazırlık çalışmaları
devam etmektedir.
Avrupa'nın değişik ülkeleri ve
şehirlerinde kurulmuş değişik Kafkas Kültür Derneklerinin ve Avrupa
Parlamentosu'ndaki Kafkas kökenli parlamenter Cem ÖZDEMİR'in
katkılarıyla gerçekleştirilen organizasyon komitesinin
faaliyetlerinden Federasyonumuz internet ortamında haberdar olmuş ve
organizasyon komitesinde yer alan Derneklerle iletişim kurulmuştur.
Yapılacak etkinlikle ilgili
Federasyonumuzun görüşlerini yansıtan bir yazı ekinde 21 Mayıs 1864
Büyük Sürgün ve Soykırımla ilgili görüş ve düşüncelerimizin yer
aldığı bildiriyi organizatör derneklere göndermiştir.
---
Sayın Avrupa’daki Kafkas Kültür Derneklerinin Değerli Yöneticileri;
Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu
olarak, Derneğinizin faaliyetlerinden Internet ortamına aktarıldığı
kadarı ile haberdar olduk. Bu günün gelişmiş iletişim
teknolojilerinden yararlanmak suretiyle, Kuzey Kafkasya kökenli
halkların oluşturduğu Sivil toplum kuruluşlarının birbirleri ile
iletişim kurmalarına tarihin hiçbir döneminde bu kadar şiddetle
ihtiyaç duyulmamıştır.
Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu,
1993 yılında kurulmuş olan Birleşik Kafkasya Konseyi Derneğinin
benimsediği düşünce sistemi olan, Bağımsız Birleşik Kafkasya
idealine hizmet felsefesi etrafında, Kuzey Kafkas kökenli
hemşehrilerimizin kurduğu derneklerden oluşan bir sivil Toplum
kuruluşudur. 7 Adiğe, 4 Karaçay, 3 Çeçen, 1 Abhaz, 1 Dağıstan
ağırlıklı dernek federasyonumuzun üyeleridir. Ayrıca üyelik
formalitelerini tamamlamamış 5 Dernekle de sıcak ilişkilerimiz
sürmektedir.
Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu;
Hazar Denizinden Karadeniz’e uzanan Kuzey
Kafkasya’yı tarihi, coğrafyası, kültürü, ananeleri ve paylaştığı
ortak kaderi ile bir bütün olarak kabul eder. Kafkas toplumlarının
birini diğerinden farklı görmez. Toplumlar arası sorunlarda tarafsız
ve barışçı çözümden yana tavır koyar.
Bütün çalışmalarında, anayasamıza,
kanunlara, uluslar arası anlaşmalara, evrensel hukuk, barış, insan
hak ve hürriyetlerine bağlı ve saygılıdır.
Atavatan Kafkasya’nın tarihi, ulusal ve
demokratik haklarının her zaman, her yerde ve her vasıta ile
insanlığın gündemine getirilmesinin önemini müdrik ve takipçisidir.
Bu ilkelere sadık kalmak koşulu ile Kuzey
Kafkasya’nın Kuzey Kafkasyalıların birlik ve beraberliği ile
demokrasi ve insan haklarından gelişmiş tüm ülkeler gibi
yararlanması için yapılacak her girişime ve eyleme kayıtsız şartsız
katılmak ve bu girişimleri desteklemek kararındadır.
Avrupa’da çeşitli ülke ve şehirlerde
faaliyet gösteren Kafkas Derneklerinin Avrupa Parlamentosundaki
ÇERKES GÜNÜ için yaptıkları çalışmaları internet ortamından öğrenmiş
bulunuyoruz. Bununla ilgili hazırlık çalışmalarına davet
edilmeyişimizi sizlere kendimizi tanıtmakta yetersiz kaldığımız
savına bağlıyoruz. Bu hayırlı girişimi canı gönülden destekliyoruz,
bunun Kuzey Kafkasyalıların sorunlarını ilk ağızdan Avrupalılara
anlatmak için tarihi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz.
Bu vesile ile çorbada tuzumuz olsun
düşüncesi ile TBMM Başkanlığına, TBMM’deki Çeşitli komisyonlara ve
TBMM’de Kafkas kökenli Milletvekilleri ile oluşturduğumuz Kuzey
Kafkasya Destek Gurubuna gönderdiğimiz, KAFKASYA’daki SOYKIRIMIN
Dünyaca tanınması için hazırlanan metni sizlere de gönderiyoruz.
Avrupalı Parlamenterlere de duyurulması dileği ile başarılar
diliyoruz.
Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu
KUZEY KAFKASYA’daki SOYKIRIM
DÜNYACA TANINMALIDIR!
Geçmişteki uygulamaları ile 1 milyon’dan
fazla Kuzey Kafkasyalının yaşamını yitirmesine ve Kafkasya’yı
Kafkasyalılardan temizlemeyi amaçlayan soykırım planları ile
insanlık suçu işlemeyi adet haline getirmiş olan Rusya’nın
uygulamalarına artık DUR ! denilmelidir.
21 Mayıs 1864’te 1,5 milyon insanın sürgün
edilerek yarısına yakınının hastalık, açlık ve insanlık dışı
uygulamalarla ölümüne,
3 Kasım 1943’te 80.000 Karaçay’ın
sürülerek Kazak ve Kırgız steplerinde 40.000 kişinin ölümüne,
23 Şubat 1944’te 700.000 Çeçenin
Sibirya’ya sürülmesi sonucu 500.000 Çeçenin yok olmasına neden olan
ve 8 Mart 1944 tarihinde 40.000 Balkar’ın sürülmesi ile Kafkasyada
yaşanan insanlık dramı günümüzde de devam etmektedir. Son 10 yıldır
100 bini çocuk olmak üzere 250 bin Çeçenin katledilişine bir o
kadarının da yurdundan kovulmasına neden olan soykırım suçu
işlenilmeye devam edilmektedir.
Rusya’nın Çeçenistan’a ikinci saldırısı
son beş yıldır devam etmektedir. 150 milyonluk dev bir ülkenin 1,5
milyonluk küçük bir ülkeye sürekli olarak askeri saldırı düzenlemesi
uluslar arası hukuka tümü ile ters düşmektedir. Bir büyük ülkenin
kendisinin yüzde biri oranındaki küçük bir ülkenin halkını ezmesi
hiçbir yönü ile açıklanamayacak vahim bir olaydır. Çeçenler’in on
yıldır sürdürdükleri bağımsız yaşama direnişi, yüzyılların
emperyalist gücü olan Rusya tarafından ezilmektedir. Rus ordusu
uluslar arası savaş hukukuna aykırı biçimde yalnızca silahlı Çeçen
birlikleri ile savaşmamakta, aynı zamanda sivil halkı hedef alarak,
üstün silah gücüyle bir avuç Çeçen insanını yok etmeğe çaba
göstermektedir. Bu tam anlamı ile bir soykırımdır. Hiçbir günahı
olmayan Çeçenistan’ın sivil halkı, Rus tanklarının ve bombalarının
hedefi durumuna getirilmişlerdir. Uluslararası kamuoyu, Yahudi ya da
Ermeni soykırımı ile uğraşırken, 21. yüzyılın başlarında bir küçük
ulusun yok edilişini görmezden gelebilmektedir.
Birleşmiş Milletlerin kuruluşunun hemen
ertesinde kabul edilen, 1948 tarihli “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve
Cezalandırılması Sözleşmesi” hükümleri gereğince Rusya’nın Kafkas
halkalarına karşı yürüttüğü tek yanlı katliam tam bir soykırım
suçudur. Burada ulusal ve etnik bir topluluğun tümü ile yok edilmesi
amaçlanmaktadır. Rusya’nın Kuzey Kafkasya’da üçyüz yıldır sürdürdüğü
emperyalist baskı politikası günümüzde soykırım biçiminde devam
etmekte; başta Çeçenler olmak üzere tüm Kuzey Kafkasya halklarını
hedef almaktadır. Birleşmiş Milletlerin adı geçen Soykırım
Sözleşmesine göre, bu suçu işleyenler cezalandırılmalıdır. Bir ulusu
ya da etnik bir topluluğu kısmen ya da tümü ile yok etmek üzere
sistemli biçimde yürütülen eylemler bir insanlık suçu olan soykırım
suçunu meydana getirmekte ve cezalandırılmaktadır.
Birleşmiş Milletler tarafından 1968
yılında yayınlanmış olan ve tüm üye ülkelerce kabul edilmiş Savaş ve
İnsanlık Suçlarının zaman aşımına uğramayacağına dair sözleşmesinin
hükümleri de, bir insanlık suçu olan soykırımın mutlaka
cezalandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Rusya’nın önceki
uygulamalarını da dikkate alarak son 5 yıl içinde Rus ordularının
zavallı ve yoksul bir durumda olan Çeçen halkının sistematik biçimde
yok edilmesi tarihi süreç içinde açık bir soykırım olarak ilan
edilmelidir. Bu uluslar arası hukukun gereğidir. Kafkas soykırımının
önce kabul edilmesi ve daha sonra ilan edilmesi ile yeni bir süreç
başlatılmalı ve Rusya’ya karşı cezalandırıcı hukuk mekanizmaları
çalıştırılmalıdır. Soykırım kararının gereği olarak, çeşitli
yaptırımların ve tazminatların gündeme getirilmesi, Kafkasya’daki
soykırım ile yaralanmış olan uluslar arası hukuk vicdanının
onarılması açısından yararlı olacaktır.
Kuzey Kafkasya halklarının bağımsızlığına
öncülük eden Çeçenlerin daha fazla soykırıma uğramalarını önlemek
için tüm büyük devletlerin ve uluslar arası kuruluşların Kafkasya’da
uygulanan soykırımı tanımaları ve karşı çıkmaları gerekmektedir.
Soykırım denince yalnızca Yahudiler veya Ermenileri hatırlayan tüm
batılı ülkelerin artık Kafkas Halklarını da göz önüne almalarında
uluslar arası hukuk açısından yarar vardır. Soykırım bir insanlık
suçudur, Müslüman’ı ya da Hıristiyan’ı ayrı tutmamak gerekir. Tüm
insanlara ya da topluluklara yönelik katliam veya yok etme
girişimleri soykırım olarak kabul edilmelidir. Bu doğrultuda, 300
yıldır Kafkasya’da yapılan da bir soykırım suçudur. İnsanlık
vicdanının onarılabilmesi için bu soykırıma bir an önce dur
denilmelidir.
Bu nedenle 21-27 Mayıs tarihini KAFKAS
SOYKIRIMI HAFTASI olarak bütün dünyaya deklare ediyoruz.
BİRLEŞİK KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU
|