|
SAYIN;
-TBMM Başkanı
-TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı
-TBMM Dış İşleri Komisyonu Başkanı
-TBMM Türkiye – Rusya Parlamento Dostluk
Gr. Başkanı
-Milletvekilleri
3 yıldır aynı amaçla yüce makamınızı
meşgul ettiğimiz için affınıza sığınıyoruz. 3 yıldır hiçbir
değişiklik yapmadan (yalnız başlangıçtaki “143 yıl önce…” diye
başlayan kısım hariç) gönderdiğimiz bu yazımızı, yüce meclisten ve
onun organlarından ses çıkana kadar göndermeye devam edeceğimizi
ilginize saygılarımızla arz ederiz.
M.Ata KATI Federasyon Genel Başkanı
Ek 1: Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun beklentileri Ek 2: Kuzey Kafkasya’daki Soykırım Dünyaca Tanınmalıdır.
Ek-1:
BİRLEŞİK KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU’NUN BEKLENTİSİ
143 yıl önce Rusya’nın Kafkasya’da askeri
hakimiyeti tesis etmesinden sonra 21 Mayıs zafer günü olarak
kutlanmaya başlandı. Kafkasya’da yaratılan sürgün şartlarının
sonucunda göçe zorlanan 1,5 Milyon insanın yarısına yakını çeşitli
sebeplerle hayatını kaybetti. Üzerinde Kafkasyalıların yaşadığı bir
coğrafyada mutlak hakimiyet sağlayamayacağını çok iyi değerlendiren
Rusya yetkilileri çeşitli bahanelerle Kafkas halklarını yok etmek
için soykırım planlarını zaman zaman uygulamaya koymaktadır. Bu
cümleden olarak:
21 Mayıs 1864 sürgününde 1,5 milyon kişi
yurdundan sürülmüş ve bunun yarısına yakını hastalık, açlık ve kötü
yaşam şartlarından hayatını kaybetmiştir.
3 Kasım 1943 sürgününde 120,000 Karaçay-Balkar
Kazakistan ve Kırgız step ve bozkırlarına sürülmüş ve 50,000 kişi
hayatını kaybetmiştir.
23 Şubat 1944 tarihinde 700,000 Çeçen-İnguş
yurtlarından edilmiş ve bunlardan 200,000’i Çeçenistan’a geri
dönebilmiştir.
Kırım Tatarlarının 18.asırda başlayan
sürgün ve soykırımı daha o yıllarda 1.5 milyon kişinin yurdundan
edilmesine sürgün, açlık ve hastalık nedeniyle bir çoğunun ölümüne
sebep olmuştur. Soykırım uygulamaları devam etmiş 18 Mayıs 1944
tarihinde 423100 kişi bir gecede Sibirya steplerine sürülmüş
bunların 200.000’i yolculuk sırasında ölmüştür. Aradan bunca yıl
geçmesine rağmen 1990 yılında 260.000 kişi Kırıma dönebilmiştir.
Tatarlar vatanlarında %10 azınlık durumuna düşmüştür. Bu uygulamalar
yıllarca dünya kamuoyunun bilgisinden gizlenmiştir.
Eğer bu yapılanlar insanlığa karşı
işlenmiş bir soykırım suçu değilse neden yıllarca insanlık aleminin
bilgisinden saklanmıştır? Bu yetmiyormuş gibi 10 yıldır
Çeçenistan’da uygulanan insanlık dışı uygulamalarla 250,000 den
fazla insan hayatını kaybetmiştir. Bunun 100,000’e yakını çocuktur.
Bir neslin geleceği yok edilmiştir. Bunun adı hiç tartışmasız
soykırım-JENOSİT’tir.
Eski Dünya’dan Amerika’ya göçenlerin
yerlilere uyguladığı, Fransa’nın Cezayir’de işlediği soykırım
suçları ve Rusya’nın dönem dönem uyguladığı bu suçlar dünyanın
gündeminden düşmüş görünüyor. Ama olup olmadığı kesinleşmemiş Ermeni
soykırımı, güçlü Ermeni Lobisi sayesinde, bu suçu işlemiş bir çok
ülke tarafından, kendi ayıplarını unutturmak istercesine tekrar
tekrar Türkiye’nin önüne utanıp sıkılmadan getirilmeye devam
ediliyor.
Yahudi soykırımının gizli kalmış bir çok
yönü zaman zaman kamu oyunda soru işaretleri yaratsa da tescil
edilmiş olduğu için İsrail Yahudileri insanlığa misilleme
yaparcasına Filistin’de ayni suçu işlemeye devam ediyor.
Bunlar söz konusu soykırım suçlarının
herkesin gözü önünde işlenenleri.
Kafkasyalılar ile onların dostu olduğunu
söyleyenler, asırlardır Kafkasya’da süren soykırımı dünyanın
gündemine getirmekte biraz geç kaldılar.
Kafkasya’dan sürülen 1,5 Milyon insanın
yarısının yok olmasına neden olan büyük sürgünün yıldönümü olan 21
Mayıs Tarihini SÜRGÜN ve SOYKIRIM GÜNÜ olarak ilan edip bunu bütün
dünyaya anlatmalıyız.
TBMM’nin T.C vatandaşlarının hissiyatını
dikkate alması, onların düşünce ve duygularının yanında, tarihi
gerçekleri de dile getirmesi ve ayni zamanda tüm insanlığa örnek bir
davranış sergilemesi açısından, soykırım suçlarında zaman aşımı
faktörünün dikkate alınmayacağı ilkesinden hareketle Cezayir’de,
Amerika’da, Avrupa’da, Filistin’de ve KAFKASYA’da uygulanan soykırım
suçlarının lanetlenmesi istikametinde bir karara varması, Meclisin
saygınlığına yaraşır bir davranış olacaktır.
Olup olmadığı kesinlik kazanmamış bir
olayla ilgili olarak, Fransız, Amerika, Rusya ve diğer Avrupa
ülkeleri parlamentolarının diline doladığı sözde Ermeni soykırımına
ilişkin ulu orta kararların alındığı şu dönemde, canlı uygulaması
ile Kafkasya’da halen devam eden ve 17. asırdan beri Rusya’nın
uyguladığı soykırım planlarını görmezden gelmek de suça iştirak
sayılır. Bu nedenle tepkisiz kalmamalıyız.
Sayın,
- TBMM Başkanı,
- TBMM, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı,
- TBMM, Dışişleri Komisyonu Başkanı,
- TBMM, Türkiye – Rusya Parlamento Dostluk
Gr. Başkanlığı
ve Sayın Milletvekilleri,
Düşüncelerimizi paylaştığınızı, ancak;
uygun bir konjonktür yakalandığında bunu Dünya kamu oyunun gündemine
taşımak için bir siyasi iradeye sahip olduğunuza inanmak istiyoruz.
Ek – 2:
KUZEY KAFKASYA' daki SOYKIRIM DÜNYACA TANINMALIDIR!
Geçmişteki uygulamaları ile 1 milyondan
fazla Kuzey Kafkasyalının yaşamını yitirmesine ve Kafkasya’yı
Kafkasyalılardan temizlemeyi amaçlayan soykırım planları ile
insanlık suçu işlemeyi adet haline getirmiş olan Rusya’nın
uygulamalarına artık DUR! denilmelidir.
21 Mayıs 1864’te 1,5 milyon insanın sürgün
edilerek yarısına yakınının hastalık, açlık ve insanlık dışı
uygulamalarla ölümüne,
3 Kasım 1943’te 80.000 Karaçay’ın
sürülerek Kazak ve Kırgız steplerinde 40.000 kişinin ölümüne,
23 Şubat 1944’te 700.000 Çeçen’in
Sibirya’ya sürülmesi sonucu 500.000 Çeçen’in yok olmasına neden olan
ve
8 Mart 1944 tarihinde 40.000 Balkar’ın
sürülmesiyle Kafkasya’da yaşanan insanlık dramı günümüzde de devam
etmektedir. Son 10 yıldır 100.000’i çocuk olmak üzere 250.000
Çeçen’in katledilişine bir o kadarının da yurdundan kovulmasına
neden olan soykırım suçu işlenilmeye devam edilmektedir.
Rusya’nın Çeçenistan’a saldırısı yıllardır
devam etmektedir. 150 milyonluk dev bir ülkenin 1,5 milyonluk küçük
bir ülkeye sürekli olarak askeri saldırı düzenlemesi uluslar arası
hukuka tümü ile ters düşmektedir. Bir büyük ülkenin kendisinin yüzde
biri oranındaki küçük bir ülkenin halkını ezmesi hiçbir yönü ile
açıklanamayacak vahim bir olaydır. Çeçenler’in on yıldır
sürdürdükleri bağımsız yaşama direnişi, yüzyılların emperyalist gücü
olan Rusya tarafından ezilmektedir. Rus ordusu uluslar arası savaş
hukukuna aykırı biçimde yalnızca silahlı Çeçen birlikleri ile
savaşmamakta, aynı zamanda sivil halkı hedef alarak, üstün silah
gücüyle bir avuç Çeçen insanını yok etmeye çaba göstermektedir. Bu
tam anlamı ile bir soykırımdır. Hiçbir günahı olmayan Çeçenistan’ın
sivil halkı, Rus tanklarının ve bombalarının hedefi durumuna
getirilmişlerdir. Uluslararası kamuoyu Yahudi ya da Ermeni soykırımı
ile uğraşırken, 21. yüzyılın başlarında bir küçük ulusun yok
edilişini görmezden gelebilmektedir.
Birleşmiş Milletlerin kuruluşunun hemen
ertesinde kabul edilen, 1948 tarihli “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve
Cezalandırılması Sözleşmesi” hükümleri gereğince Rusya’nın Kafkas
halkalarına karşı yürüttüğü tek yanlı katliam tam bir soykırım
suçudur. Burada ulusal ve etnik bir topluluğun tümü ile yok edilmesi
amaçlanmaktadır. Rusya’nın Kuzey Kafkasya’da üç yüz yıldır
sürdürdüğü emperyalist baskı politikası günümüzde soykırım biçiminde
devam etmekte; başta Çeçenler olmak üzere tüm Kuzey Kafkasya
halklarını hedef almaktadır. Birleşmiş Milletlerin adı geçen
Soykırım Sözleşmesi’ne göre, bu suçu işleyenler cezalandırılmalıdır.
Bir ulusu ya da etnik bir topluluğu kısmen ya da tümü ile yok etmek
üzere sistemli biçimde yürütülen eylemler bir insanlık suçu olan
soykırım suçunu meydana getirmekte ve cezalandırılmaktadır.
Birleşmiş Milletler tarafından 1968
yılında yayınlanmış olan ve tüm üye ülkelerce kabul edilmiş Savaş ve
İnsanlık Suçlarının zaman aşımına uğramayacağına dair sözleşmesinin
hükümleri de, bir insanlık suçu olan soykırımın mutlaka
cezalandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Rusya’nın önceki
uygulamalarını da dikkate alarak son 7 yıl içinde Rus ordularının
zavallı ve yoksul bir durumda olan Çeçen halkının sistematik biçimde
yok edilmesi tarihi süreç içinde açık bir soykırım olarak ilan
edilmelidir. Bu uluslararası hukukun gereğidir. Kafkas Soykırımının
önce kabul edilmesi ve daha sonra ilan edilmesi ile yeni bir süreç
başlatılmalı ve Rusya’ya karşı cezalandırıcı hukuk mekanizmaları
çalıştırılmalıdır. Soykırım kararının gereği olarak, çeşitli
yaptırımların ve tazminatların gündeme getirilmesi, Kafkasya’daki
soykırım ile yaralanmış olan uluslararası hukuk vicdanının
onarılması açısından yararlı olacaktır.
Kuzey Kafkasya halklarının bağımsızlığına
öncülük eden Çeçenlerin daha fazla soykırıma uğramalarını önlemek
için tüm büyük devletlerin ve uluslar arası kuruluşların Kafkasya’da
uygulanan soykırımı tanımaları ve karşı çıkmaları gerekmektedir.
Soykırım denince yalnızca Yahudiler veya Ermenileri hatırlayan tüm
batılı ülkelerin artık Kafkas Halklarını da göz önüne almalarında
uluslar arası hukuk açısından yarar vardır. Soykırım bir insanlık
suçudur, Müslüman’ı ya da Hıristiyan’ı ayrı tutmamak gerekir. Tüm
insanlara ya da topluluklara yönelik katliam veya yok etme
girişimleri soykırım olarak kabul edilmelidir. Bu doğrultuda, 300
yıldır Kafkasya’da yapılan da bir SOYKIRIM SUÇUDUR. İnsanlık
vicdanının onarılabilmesi için bu soykırıma bir an önce dur
denilmelidir.
Bu nedenle 21-27 Mayıs tarihini Kafkas
Soykırımı Haftası olarak bütün dünyaya deklare ediyor ve SOYKIRIM
SUÇU işleyenleri şiddetle ve nefretle kınıyoruz.
BİRLEŞİK KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU
|