Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu Ana Sayfa Birleşik Kafkasya Dergisi Site Haritası İletişim Sayfası  
Federasyon Amblemi
 

KAFKAS SOYKIRIMI

 

18 05 2007

SAYIN;

-TBMM Başkanı

-TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı

-TBMM Dış İşleri Komisyonu Başkanı

-TBMM Türkiye – Rusya Parlamento Dostluk Gr. Başkanı

-Milletvekilleri 

3 yıldır aynı amaçla yüce makamınızı meşgul ettiğimiz için affınıza sığınıyoruz. 3 yıldır hiçbir değişiklik yapmadan (yalnız başlangıçtaki “143 yıl önce…” diye başlayan kısım hariç) gönderdiğimiz bu yazımızı, yüce meclisten ve onun organlarından ses çıkana kadar göndermeye devam edeceğimizi ilginize saygılarımızla arz ederiz. 

M.Ata KATI
Federasyon Genel Başkanı 

                   

Ek 1: Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun beklentileri
Ek 2: Kuzey Kafkasya’daki Soykırım Dünyaca Tanınmalıdır.

 

Ek-1:

BİRLEŞİK KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU’NUN BEKLENTİSİ

143 yıl önce Rusya’nın Kafkasya’da askeri hakimiyeti tesis etmesinden sonra 21 Mayıs zafer günü olarak kutlanmaya başlandı. Kafkasya’da yaratılan sürgün şartlarının sonucunda göçe zorlanan 1,5 Milyon insanın yarısına yakını çeşitli sebeplerle hayatını kaybetti. Üzerinde Kafkasyalıların yaşadığı bir coğrafyada mutlak hakimiyet sağlayamayacağını çok iyi değerlendiren Rusya yetkilileri çeşitli bahanelerle Kafkas halklarını yok etmek için soykırım planlarını zaman zaman uygulamaya koymaktadır. Bu cümleden olarak:

21 Mayıs 1864 sürgününde 1,5 milyon kişi yurdundan sürülmüş ve bunun yarısına yakını hastalık, açlık ve kötü yaşam şartlarından hayatını kaybetmiştir.

3 Kasım 1943 sürgününde 120,000 Karaçay-Balkar Kazakistan ve Kırgız step ve bozkırlarına sürülmüş ve 50,000 kişi hayatını kaybetmiştir.

23 Şubat 1944 tarihinde 700,000 Çeçen-İnguş yurtlarından edilmiş ve bunlardan 200,000’i Çeçenistan’a geri dönebilmiştir.

Kırım Tatarlarının 18.asırda başlayan sürgün ve soykırımı daha o yıllarda 1.5 milyon kişinin yurdundan edilmesine sürgün, açlık ve hastalık nedeniyle bir çoğunun ölümüne sebep olmuştur. Soykırım uygulamaları devam etmiş 18 Mayıs 1944 tarihinde 423100 kişi bir gecede Sibirya steplerine sürülmüş bunların 200.000’i yolculuk sırasında ölmüştür. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen 1990 yılında 260.000 kişi Kırıma dönebilmiştir. Tatarlar vatanlarında %10 azınlık durumuna düşmüştür. Bu uygulamalar yıllarca dünya kamuoyunun bilgisinden gizlenmiştir.

Eğer bu yapılanlar insanlığa karşı işlenmiş bir soykırım suçu değilse neden yıllarca insanlık aleminin bilgisinden saklanmıştır? Bu yetmiyormuş gibi 10 yıldır Çeçenistan’da uygulanan insanlık dışı uygulamalarla 250,000 den fazla insan hayatını kaybetmiştir. Bunun 100,000’e yakını çocuktur. Bir neslin geleceği yok edilmiştir. Bunun adı hiç tartışmasız soykırım-JENOSİT’tir.

Eski Dünya’dan Amerika’ya göçenlerin yerlilere uyguladığı, Fransa’nın Cezayir’de işlediği soykırım suçları ve Rusya’nın dönem dönem uyguladığı bu suçlar dünyanın gündeminden düşmüş görünüyor. Ama olup olmadığı kesinleşmemiş Ermeni soykırımı, güçlü Ermeni Lobisi sayesinde, bu suçu işlemiş bir çok ülke tarafından, kendi ayıplarını unutturmak istercesine tekrar tekrar Türkiye’nin önüne utanıp sıkılmadan getirilmeye devam ediliyor.

Yahudi soykırımının gizli kalmış bir çok yönü zaman zaman kamu oyunda soru işaretleri yaratsa da tescil edilmiş olduğu için İsrail Yahudileri insanlığa misilleme yaparcasına Filistin’de ayni suçu işlemeye devam ediyor.

Bunlar söz konusu soykırım suçlarının herkesin gözü önünde işlenenleri.

Kafkasyalılar ile onların dostu olduğunu söyleyenler, asırlardır Kafkasya’da süren soykırımı dünyanın gündemine getirmekte biraz geç kaldılar.

Kafkasya’dan sürülen 1,5 Milyon insanın yarısının yok olmasına neden olan büyük sürgünün yıldönümü olan 21 Mayıs Tarihini SÜRGÜN ve SOYKIRIM GÜNÜ olarak ilan edip bunu bütün dünyaya anlatmalıyız.

TBMM’nin T.C vatandaşlarının hissiyatını dikkate alması, onların düşünce ve duygularının yanında, tarihi gerçekleri de dile getirmesi ve ayni zamanda tüm insanlığa örnek bir davranış sergilemesi açısından, soykırım suçlarında zaman aşımı faktörünün dikkate alınmayacağı ilkesinden hareketle Cezayir’de, Amerika’da, Avrupa’da, Filistin’de ve KAFKASYA’da uygulanan soykırım suçlarının lanetlenmesi istikametinde bir karara varması, Meclisin saygınlığına yaraşır bir davranış olacaktır.

Olup olmadığı kesinlik kazanmamış bir olayla ilgili olarak, Fransız, Amerika, Rusya ve diğer Avrupa ülkeleri parlamentolarının diline doladığı sözde Ermeni soykırımına ilişkin ulu orta kararların alındığı şu dönemde, canlı uygulaması ile Kafkasya’da halen devam eden ve 17. asırdan beri Rusya’nın uyguladığı soykırım planlarını görmezden gelmek de suça iştirak sayılır. Bu nedenle tepkisiz kalmamalıyız.

 

Sayın,

- TBMM Başkanı,

- TBMM, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı,

- TBMM, Dışişleri Komisyonu Başkanı,

- TBMM, Türkiye – Rusya Parlamento Dostluk Gr. Başkanlığı

ve Sayın Milletvekilleri,

Düşüncelerimizi paylaştığınızı, ancak; uygun bir konjonktür yakalandığında bunu Dünya kamu oyunun gündemine taşımak için bir siyasi iradeye sahip olduğunuza inanmak istiyoruz.

 

Ek – 2:

KUZEY KAFKASYA' daki SOYKIRIM DÜNYACA TANINMALIDIR!

Geçmişteki uygulamaları ile 1 milyondan fazla Kuzey Kafkasyalının yaşamını yitirmesine ve Kafkasya’yı Kafkasyalılardan temizlemeyi amaçlayan soykırım planları ile insanlık suçu işlemeyi adet haline getirmiş olan Rusya’nın uygulamalarına artık DUR! denilmelidir.

21 Mayıs 1864’te 1,5 milyon insanın sürgün edilerek yarısına yakınının hastalık, açlık ve insanlık dışı uygulamalarla ölümüne,

3 Kasım 1943’te 80.000 Karaçay’ın sürülerek Kazak ve Kırgız steplerinde 40.000 kişinin ölümüne,

23 Şubat 1944’te 700.000 Çeçen’in Sibirya’ya sürülmesi sonucu 500.000 Çeçen’in yok olmasına neden olan ve

8 Mart 1944 tarihinde 40.000 Balkar’ın sürülmesiyle Kafkasya’da yaşanan insanlık dramı günümüzde de devam etmektedir. Son 10 yıldır 100.000’i çocuk olmak üzere 250.000 Çeçen’in katledilişine bir o kadarının da yurdundan kovulmasına neden olan soykırım suçu işlenilmeye devam edilmektedir.

Rusya’nın Çeçenistan’a saldırısı yıllardır devam etmektedir. 150 milyonluk dev bir ülkenin 1,5 milyonluk küçük bir ülkeye sürekli olarak askeri saldırı düzenlemesi uluslar arası hukuka tümü ile ters düşmektedir. Bir büyük ülkenin kendisinin yüzde biri oranındaki küçük bir ülkenin halkını ezmesi hiçbir yönü ile açıklanamayacak vahim bir olaydır. Çeçenler’in on yıldır sürdürdükleri bağımsız yaşama direnişi, yüzyılların emperyalist gücü olan Rusya tarafından ezilmektedir. Rus ordusu uluslar arası savaş hukukuna aykırı biçimde yalnızca silahlı Çeçen birlikleri ile savaşmamakta, aynı zamanda sivil halkı hedef alarak, üstün silah gücüyle bir avuç Çeçen insanını yok etmeye çaba göstermektedir. Bu tam anlamı ile bir soykırımdır. Hiçbir günahı olmayan Çeçenistan’ın sivil halkı, Rus tanklarının ve bombalarının hedefi durumuna getirilmişlerdir. Uluslararası kamuoyu Yahudi ya da Ermeni soykırımı ile uğraşırken, 21. yüzyılın başlarında bir küçük ulusun yok edilişini görmezden gelebilmektedir.

Birleşmiş Milletlerin kuruluşunun hemen ertesinde kabul edilen, 1948 tarihli “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi” hükümleri gereğince Rusya’nın Kafkas halkalarına karşı yürüttüğü tek yanlı katliam tam bir soykırım suçudur. Burada ulusal ve etnik bir topluluğun tümü ile yok edilmesi amaçlanmaktadır. Rusya’nın Kuzey Kafkasya’da üç yüz yıldır sürdürdüğü emperyalist baskı politikası günümüzde soykırım biçiminde devam etmekte; başta Çeçenler olmak üzere tüm Kuzey Kafkasya halklarını hedef almaktadır. Birleşmiş Milletlerin adı geçen Soykırım Sözleşmesi’ne göre, bu suçu işleyenler cezalandırılmalıdır. Bir ulusu ya da etnik bir topluluğu kısmen ya da tümü ile yok etmek üzere  sistemli biçimde yürütülen eylemler bir insanlık suçu olan soykırım suçunu meydana getirmekte ve cezalandırılmaktadır.

Birleşmiş Milletler tarafından 1968 yılında yayınlanmış olan ve tüm üye ülkelerce kabul edilmiş Savaş ve İnsanlık Suçlarının zaman aşımına uğramayacağına dair sözleşmesinin hükümleri de, bir insanlık suçu olan soykırımın mutlaka cezalandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Rusya’nın önceki uygulamalarını da dikkate alarak son 7 yıl içinde Rus ordularının zavallı ve yoksul bir durumda olan Çeçen halkının sistematik biçimde yok edilmesi tarihi süreç içinde açık bir soykırım olarak ilan edilmelidir. Bu uluslararası hukukun gereğidir. Kafkas Soykırımının önce kabul edilmesi ve daha sonra ilan edilmesi ile yeni bir süreç başlatılmalı ve Rusya’ya karşı cezalandırıcı hukuk mekanizmaları çalıştırılmalıdır. Soykırım kararının gereği olarak, çeşitli yaptırımların ve tazminatların gündeme getirilmesi, Kafkasya’daki soykırım ile yaralanmış olan uluslararası hukuk vicdanının onarılması açısından yararlı olacaktır.

Kuzey Kafkasya halklarının bağımsızlığına öncülük eden Çeçenlerin daha fazla soykırıma uğramalarını önlemek için tüm büyük devletlerin ve uluslar arası kuruluşların Kafkasya’da uygulanan soykırımı tanımaları ve karşı çıkmaları gerekmektedir. Soykırım denince yalnızca Yahudiler veya Ermenileri hatırlayan tüm batılı ülkelerin artık Kafkas Halklarını da göz önüne almalarında uluslar arası hukuk açısından yarar vardır. Soykırım bir insanlık suçudur, Müslüman’ı ya da Hıristiyan’ı ayrı tutmamak gerekir. Tüm insanlara ya da topluluklara yönelik katliam veya yok etme girişimleri soykırım olarak kabul edilmelidir. Bu doğrultuda, 300 yıldır Kafkasya’da yapılan da bir SOYKIRIM SUÇUDUR. İnsanlık vicdanının onarılabilmesi için bu soykırıma bir an önce dur denilmelidir.

Bu nedenle 21-27 Mayıs tarihini Kafkas Soykırımı Haftası olarak bütün dünyaya deklare ediyor ve SOYKIRIM SUÇU işleyenleri şiddetle ve nefretle kınıyoruz.

BİRLEŞİK KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU 

 

başa dön

       
Federasyon Hakkında Üye Derneklerimiz Haber & Duyuru Federasyon Açıklamaları Birleşik Kafkasya Dergisi