Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu Ana Sayfa İletişim Sayfası Site İçi Arama Site Haritası  

federasyon hakkında | federasyon açıklamaları | birleşik kafkasya | yorum & makale

Federasyon Amblemi    
     
 
 
 
 
 
 
 
 
   
 

BAĞIMSIZ KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ

 

(11 Mayıs 1918 - Haziran 1921)

 

Necmettin Karaerkek

           

 

Kuzey Kafkasya'nın Bağımsızlığını ilan etmesi

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Kafkasya'yı da etkilemişti. Türk Ordusu Abhazya Sahilleri'ni işgal ederek, Rus Ordusu'nun güney kanadını arkadan vurmak istedi.

Kuzey Kafkasya, bağımsızlık konusunda duyarlıydı. Savaşın başlamasından kısa bir süre sonra; Ali Bey isyanı, halkın duygularını açığa vurmasına neden oldu. Hızla, Çeçenistan ve Dağıstan bölgelerine yayıldı. Ne var ki, Osmanlı Devleti'nin savaşı kaybetmesi üzerine, isyan kanlı bir şekilde bastırıldı.

Çarlık rejiminden, Ruslar dahil kimse memnun değildi. 1905 Rus-Japon Savaşı ve sonrası, bağımsızlık amacıyla milli ve sosyal hareketler meydana geldi.

Bu olaylar, genel manada; bağımsızlık isteklerinin ve sosyalist hareketin habercisi niteliğini taşıyordu.

1917'de başlayan Sosyalist İhtilal, esaret altındaki bütün milletlerin ayaklanmasına sebep oldu. Polonyalılar, Finler, Letonyalılar, Estonyalılar, Kırımlılar ve bütün Kafkasyalılar kurtuluş ümidiyle harekete geçtiler.

Çarlığın kan ve ateşle tesis ettiği hudutlar içerisinde kalan esir milletler kendi milli hükümetlerini kurmaya başladılar. Kafkasya’da da, aynı duygular bütün bölgeleri sarmıştı.

Şubat-191 de Menşevikler'in başlattığı ihtilal hareketi, ordu içinde ve halklar arasında heyecan yarattı. Bolşeviklerin perde arkasında yürüttükleri propaganda ile

giderek karmaşık bir şekil aldı. Yaygın bir özellik kazandı.

Kuzey Kafkasya'da; 3 Mayıs 1917'de, Terekkale'de ( Viladikafkas ) birinci büyük Halk Kurultayı toplandı. Aynı kader birliği içinden gelen, aynı kültürü paylaşan boyların temsilcileri davet edilmişti. Şehirde bulunan Tiyatro Salonu'nda 500 resmi temsilci bir araya geldi. Davetliler arasında Azerbaycan ve Gürcistan'dan gelen gözlemci heyetler de vardı.

Kurultayda, Kuzey Kafkasya'nın geçici Milli Hükümeti özelliğini taşıyan; "Birleşik Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Dağlıları Birliği Merkez Komitesi” adı verilen yüksek icra organı seçildi.

Temsilciler Meclisi içinden seçilen komisyonlar, kendilerine verilen konuları tartışmış, karara bağlanmıştı. Bunlar, meclis tarafından onaylanmıştı.

Toplantının beşinci günü; Dağıstan Temsilcilerinden Hacı Süleyman kapanış konuşması yaptı. Herkesi son derece duygulandırdı.

Hacı Süleyman, özetle şunları söyledi:

- Bu beş gün zarfında yapılan müzakereler ve alınan kararların; bizi, ülkemizi hürriyete ve refaha kavuşturması için Yüce Allah'a dua edelim. Birliğimizin ve kardeşliğimizin ebediyyen devam etmesi için çalışacağımıza and içelim.

Hacı Süleyman'ın son sözleri, salonda bulunan herkesi heyecanlandırmıştı. Temsilciler ayağa kalkarak, birlik için yemin ettiler.

Terekkale Kurultayı ve burada alınan kararlar, bütün bölgelerde heyecan yaratmıştı. Bölgeden bölgeye haber ve emir götüren postalar, sürekli hareket halinde oldu.

18 Eylül 1917'de, Andi'de ikinci kurultay toplandı. " Kuzey Kafkasya Milli Müessesan Meclisi” adını alan kurultay, büyük ilgi görmüştü. 1500 delege biraraya gelmişti. Onların dışında, davetsiz yüzlerce kişi toplanmıştı. Bu yüzden, Kurultay açık havada yapıldı. 1

Toplantıya; Dağıstan, Kumuk, Salatay, Terek Vilayeti, Çeçen-Inguş, Asetin, Kabardey, Karaçay-Balkar, Adiğe, Abhaz, Şatkale ( Stavropol ) bölgeleri delege göndermişlerdi.

Milli Meclis, anayasa niteliğinde olan şu kararları aldı.

1) Kuzey Kafkasyalılar, tek siyasi birlik çatısı altında birleşecekler.

2) Bu birlik içinde, her boy (kabile), tam bir muhtariyete sahip olacaktır.

3) Birliğin iki yasama meclisi bulunacaktır. Birincisi Meb'uslar Meclisi, diğeri Ayan Meclisi..

4) Her iki meclis; kendi arasından icra (yürütme) heyetini, heyette gene kendi arasından bir başkan seçecekti. Başkan, siyasi birliğin reisi diğer deyimle, Cumhurbaşkanı olacaktı.

5) Anayasanın korunması, devamlılığının sağlanması, meclislerin yapacağı kanunların, keza Bakanlar Kurulunun idari ve kazai işlerinin anayasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi için bir " Yüksek Divan ,, tesis edilecekti.

Milli Meclis icra Komitesi'ni yenileyerek, tam yetki verdi. Icra Komitesi Üyeleri, Abdülmecid Çermoy'u başkan seçti. Bu şekilde, görev bölümü yapılarak, ,, Bakanlar Kurulu ,, görevine başladı.

Devlet Başkanlığı'na seçilen Abdülmecid Çermoy Çeçen idi. Rus Askeri okullarında okumuştu. Imparator Nikola'ya yaverlik etmişti. Grozni'de petrol kuyularına sahip, Rus kültürünü benimsemiş, zevk ve eğlenceye düşkün uçarı bir prensti.

Bakanlar Kurulu'nda görev alanlardan: Haydar Bammat, Kumuk idi. Zeki ve iyi bir öğrenim görmüştü. Rusça'dan başka Fransızca ve Almanca biliyordu.

Ali Han Kantemir, Asetin idi. Rusya'da okumuş, değerli bir hukuk adamı idi.

Wassan-Giray Cabağı, Inguş boyundandı. Yüksek tahsiline Petesburg’da başlamış, Almanya'da bitirmişti.

Bakanlar Kurulu'nu oluşturan üyeler; genelde, Rus Okulları'nda okumuşlardı. Rusya'da mevcut çeşitli sosyal ve politik akımların etkisi altında kalmışlardı. Rusya'yı Rus Devlet Yapısı'nı çok iyi biliyorlardı. Eğer Onları, duyguları yanıltmazsa, başarılı olabilecek özelliklere sahiptiler.

Kuzey Kafkasya Halkları. bu şekilde bir siyasi birlik kurmak için çalışırlarken; 7 Ekim 1917'de, Bolşevikler iktidarı ele geçirmiş, iç savaş başlamıştı.

Bolşevikler, uzun süreden beri çalışıyor, ihtilali nasıl gerçekleştireceklerini planlıyorlardı. Çarlık taraftarlarının oluşturacağı cepheyi bölüp parçalamak için, Rus olmayan milletlerin nasıl kullanılacağı konusunda hesaplar yapmışlardı. Bu maksatla, yoğun bir propaganda başlattılar.

2 Kasım 1917'de; “Rusya Milletlerinin Hakları” başlığını taşıyan bir bildiri yayınladılar. imparatorluğun her tarafında dağıttılar.

Bildiri de, şu ana başlıklara yer verilmişti:

1) Rusya'da yaşayan milletler, egemenlik konusunda eşittirler.

2) Her millet; Rusya'dan ayrılarak bağımsız devlet kurmak hakkı dahil, kendi

geleceklerini tayin etmek konusunda serbesttirler.

3) Milli, dini bütün haklara konan ipotekler kaldırılmıştır.

4) Rusya Devlet sınırları içinde yaşayan bütün azınlıklar, her alanda serbestçe çalışabilir ve kendi aralarında birlik kurabilirler.

Bu bildirinin ardından; 19.12.1917'de, Lenin ve Stalin tarafından imzalanan

ikinci bir bildiri, Rusya Müslümanlarına hitaben kaleme alınmıştır.

İkinci bildiride, şu ifadelere yer verilmiştir:

" Rusya Müslümanları, Volga Tatarları, Kırgızlar, Sibirya ve Türkistan Şartları,

Kafkas Türkleri ve Tatarları, Kuzey Kafkasyalılar! Rus Çarları ve zalimleri tarafından bütün camileri, minberleri yıkılmış, dinleri, adetleri çiğnenmiş olanlar; sizlere hitap ediyoruz! Dinleriniz, adetleriniz, milli ve harsi müesseseleriniz, bundan sonra her türlü tecavüzden masundur. Milli hayatınızı istediğiniz gibi tanzim ve idarede hürsünüz. Bu sizin hakkınızdır. Biliniz ki, gerek sizin ve gerek Rusya'da yaşayan diğer bütün milletlerin haklarını biz Sovyetler himaye ve müdafaa edeceğiz. Bu inkılaba ve onun hükümetine yardım ediniz!

 

Arkadaşlar! Yükselttiğimiz bayrakla her mahkûm millete hürriyet götürüyoruz. Müslümanlar! Sizden maddi, manevi yardım bekliyoruz. "

Sovyet Liderleri, bu aslı olmayan vaadlerle milletleri kandırmak istiyor, zaman kazanmaya çalışıyorlardı.

Ancak, yüzyıllardır Rusların yalanlarına tanık olan Kuzey Kafkasyalılar, verilen sözlerin aslında bir tuzak olduğunu biliyorlardı. Kafkasyalı biliyordu ki; Kıyafet değiştirmekle, karakter değişmeyecekti.

Kuzey Kafkasya Merkez Komitesi; 20 Kasım 1917'de, Rusya'dan ayrıldığını ve bağımsız bir devlet olduğunu ilan etti.

Yeni hükümet; askeri, mali, zirai ve idari gibi, bir devlet için gerekli her alanda düzenlemelere başladı.

Çarlık Dönemi'nin emperyalist ve müstemlekeci siyasetinin vaktiyle Kafkasya'ya sürüklediği Slav Muhacirler, hükümetin aldığı karar ve uygulamalar karşısında rahatsız oldular. Öteden beri birbiriyle anlaşamayan Kazaklar1 Müjikler ( Rus Köylüleri )1 Ukraynalılar.. Monarşiden komünizme kadar çeşitli ideoloji peşinde koşan bütün gruplar, birdenbire anlaşıp birleştiler. Yeni Hükümete karşı bir cephe oluşturdular.

Diğer taraftan; komünist ajanları ülkenin her tarafına sızmışlardı. Oluşan birliği bozmak, taraftar toplamak için sinsi bir propaganda başlatmışlardı.

Slav Muhacirler, Kafkasya'nın en münbit topraklarına yerleşmişlerdi. Kimi idareci, kimi teknik adam, kimi çiftçi kisvesi altında, kendilerine tanınan ayrıcalıkla, yıllardan beri refah içinde yaşamışlardı. Şimdi ise; Yeni Hükümetin, eşit vatandaşlık teklifi Onlar'ı tatmin etmemişti. Daha doğrusu, Slavlık damarları kabarmıştı. Kominist Rejim geldiği takdirde başlarına geleceği düşünmeden, sözde kendilerini ve haklarını korumak için, savaşçı birlikler oluşturmaya başladılar.

Hükümetin durumu giderek ağırlaşıyordu. Birliği korumak konusunda güçlük çekiyordu. Bôlgeler arasında, hizmetlerin akışı durma noktasına gelmişti.

Yeni Bağımsız Devletin, dışardan güçlü bir desteğe ihtiyacı vardı. Bunu da, Türkiye'den başkası yapamazdı.

Türkiye'nin ve müttefiklerinin desteğini sağlamak üzere; Abdülmecid çermoy ve Haydar Bammat başkanlığında bir heyet oluşturuldu. Yola çıkarıldı.

Boş kalan devlet ve hükümet başkanlığına, Wassan-Giray Cabağı vekalet edecekti. Heyetin yetki belgelerini, O imzaladı.

Heyet; Tiflis'te, Batum'da, Trabzon'da görüşmeler yaparak, yoluna devam etti. 6 Mayıs 1918'de İstanbul'a ulaştı.

Birinci Dünya Savaşı ufukta göründüğünde, Türkiye'deki Kuzey Kafkasyalılar' dan yararlanmak için bir cemiyet kurulmuştu. İttihat ve Terakki Hükümeti'nin, özellikle Enver Paşa'nın özel ilgi gösterdiği cemiyet, bilgi akışı bakımından kaynak görevi yapıyordu.

Türk Hükümeti, ilerde Rusya ile Türkiye arasında duvar ve engel görevini üstlenecek, bir Kuzey Kafkasya Devleti'nin kurulmasına sıcak bakıyordu. Bu nedenle Şimali Kafkasya Cemiyeti Siyasiyesi kurulmuştu. Hükümetten maddi yardım alıyor, O'nun güdümünde çalışıyordu.

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti heyeti İstanbul'a geldiğinde, Cemiyet Üyeleri Hükümetle yapılacak görüşmelerde aracı oldular.

Türk Hükümeti ile yapılan görüşmelerden sonra, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olduğu kabul edildi. 11 Mayıs 1918 tarihinde; Kuzey Kafkasya'nın bağımsız bir devlet olduğu, bir nota ile bütün batılı devletlere duyuruldu.

Türkiye, Bağımsız Kuzey Kafkasya Devleti'ni hemen tanıdı. Abdülmecid Çermoy ve Haydar Bammat imzasını taşıyan notada şu ifadelere yer verilmişti:

11 Kuzey Kafkasya Halkları'nın kurduğu hükümetin yetkili temsilcileri olarak; şu hususları, bütün hükümetlere arzetmekten şeref duymaktadırlar:

Kuzey Kafkasya halkları, kurallara uygun şekilde bir milli meclis seçmişlerdir. 1917 yılı Mayıs ve Eylül aylarında toplanan bu meclis, Kuzey Kafkasya birliğini ilan etmiş, vekiller heyetini kurmuş ve şu kararları almıştır.

1) Kuzey Kafkasya Halkları birliği, Rusya'dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurmuştur.

2) Yeni devletin hudutları; Dağıstan, Stavropol, Terek, Kuban ve Karadeniz vilayeti ve sancakları dahil, Hazar'dan Karadeniz'e kadar uzanan bir coğrafyayı içine almaktadır. Güney Kafkasya Hükümetleri ile yapılacak görüşmelerden sonra, güney hududu daha sonra belirlenecektir.

3) Bizler, Kuzey Kafkasya Birliği'nin Hükümeti tarafından, Devletimizin bağımsızlığını ilan etmeye yetkili kılındık.

Kuzey Kafkasya Devleti'nin bağımsız bir devlet olduğunu imza ederek arz ediyoruz.''

(Haydar Bammat, Abdülmecid Çermoy)

Güney Kafkasya Cumhuriyetleri

Prens Lvov, Rusya Başbakanı olarak iktidarı ele aldığı zaman; Duma'da üye

olan Azeri, Gürcü ve Ermenilerden oluşan bir heyet, kendisini ziyaret ederek, bağımsız olmak istediklerini bildirdiler.

Ardından; “Hususi Güney Kafkasya Komitesi'ni” kurdular. Rusya'nın Kafkasya Genel Valisi'nin görevlerini üstlendiler.

Komitenin amacı, Güney Kafkasya'da federe bir devlet kurmaktı. Federe Devlet, daha kuruluşunu tamamlamadan, Osmanlı Devleti'nden bazı isteklerde bulundu.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda; Rusya, Kars, Ardahan ve Batum'u işgal etmiş ve buralardan çıkmamıştı. Birinci Dünya Savaşı'nda, Bolşevik İhtilali başlayınca, Rus Ordusu geri çekilmiş, Türk Ordusu da boşaltılan bu üç vilayeti geri almıştı.

Güney Kafkasya komitesi, bu illeri geri istiyordu. Aslında bu istek, Ermeni ve Gürcülerden geliyordu. Güney Kafkasya komitesi temsilcileri ile Rauf Bey başkanlığındaki Osmanlı heyeti, Batum'da biraraya geldiler. Osmanlı Delegasyonu; konunun Rusya'yı ilgilendirdiğini, kendileriyle bunu konuşamayacaklarını bildirdi. Henüz devlet olmamış bir komiteyi muhatap kabul etmelerinin söz konusu olamayacağı, nedenleriyle anlatıldı.

Gürcistan, Türkiye'nin tehdidi altında olduğunu söyleyerek, görüşme masasını terketti. Alman Heyeti ile bir anlaşma imzaladı. 26 Mayıs 1918'de, Güney Kafkasya Federasyonu'ndan ayrılarak, bağımsızlığını ilan etti; iki gün sonra; 28 Mayısta, Azerbaycan ile Ermenistan'da, bağımsızlıklarını. ilan ederek, Gürcistan'ı izlediler.

Türkiye mevcut hudutları kabul etmek şartıyla; 8 Haziran 1918'de, yeni kurulan üç cumhuriyetin bağımsızlık haklarını tanıdı. Ayrıca, dostluk ve iyi komşuluk anlaşması imzaladı.

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, güneydeki yeni cumhuriyetlere, 11 Kafkas Konfederasyonu 11 şeklinde, birleşme teklifinde bulundu.

Almanya, Türkiye'nin müttefiki olduğu halde, gizli emeller peşindeydi. Gürcü ve Ermenileri, nüfuz sahasına almak istiyordu. Ermenistan'ın Türk toprakları üzerinde hak iddia etmesi buna eklenince, taraflar arasında güvensizlik ortamı meydana geldi. Konfederasyon olayı gerçekleşemedi.

Kuzey Kafkasya; 1919 yılında, konfederasyon teklifini tekrar gündeme getirdi. Ancak, Güney Kafkasya Hükümetleri, birleşme basiretini gösteremediler.

Oysa, Güneydeki Cumhuriyetler için, Kuzey Kafkasya son derece önem arzediyordu. Komünist Rusya'dan gelecek bir saldırı, geçmişte olduğu gibi, önce Kuzey Kafkasya göğüslemek zorunda kalacaktı.

Yıllar önce; yukarıda anlatıldığı gibi, Türkiye'de yaşayan Kafkasyalılar, ülkelerinin geleceğini düşünerek bir siyasi birlik kurmuşlardı. 1908 yılında kurulan bu birliğe; 11 Osmanlı Ülkesi'ndeki Kafkasyalı Göçmenler Siyasi Komitesi " adını vermişlerdi.

Komite, Aralık 1915'te, Fuat Paşa (Adiğe) başkanlığında bir heyet oluşturmuş, Almanya ve Avusturya Hükümetleri ile görüşmek üzere yola çıkarmışlardı. Heyetteki üyeler; bütün Kafkasya'yı temsil edecek şekilde seçilmişlerdi. Prens Matchabeli (Gürcü), Kamil Toghinidze (Gürcü), İsa Paşa (Lezgi), Selim Benutof (Azeri).. Aziz Meker (Adiğe ) idi. Heyet Üyeleri, Alman ve Avusturya Devlet Adamları ile görüştüler. Kafkas Halkları'nın, Rus yönetimi altındaki dayanılmaz durumunu anlattılar. Bağımsız olmak istediklerini söylediler.

Görüldüğü gibi iki yıl öncesine kadar, kader birliği içinde olmayı düşünenler; bugün, fırsatlar kapıya gelmişken anlaşmakta güçlük çekiyorlardı. Bu bilinci muhafaza eden tek Cumhuriyet Azerbaycan oldu. Kuzey Kafkasya Cumhuriyetini güçlendirmek için elinden geleni yaptı.

Çarlık Dönemi'nde; Azerbaycanlılar, orduya alınmamışlardı. Askerlik deneyimleri yoktu. Bu yüzden, silahlı destekte bulunamadılar. Buna karşılık, manevi ve mali yardımda bulundular. Elli Milyon Manat ki, yaklaşık 2,5 Milyon İngiliz Urası verdiler.

Kuzey Kafkasya; 1919'da, konfederasyon için ikinci teklifini yaptığı zaman, bazı olumlu adımlar atılmıştı. Dört Kafkasya Devleti'nin temsilcileri, Tiflis’ de biraraya gelerek konuyu tartışmış, bir protokol imzalamışlardı. Gerektiğinde askeri kuvvetlerin birleştirilmesi, diplomatik faaliyetlerde bilgi alış-verişinin yapılması, gümrük ve para emisyonu birliğine gidilmesi konularında anlaşmışlardı.

Ancak, Ermeniler; daha savaş içinde, Rusların etkisiyle, Türklere karşı düşmanca bir tavır almışlardı. Toplantılara katılmalarına rağmen, konfedere devlet yapısına sıcak bakmıyorlardı. Ağır almak ve sudan bahaneler uydurarak, gelişmekte olan birliği bozdular.

Ermenistan Yöneticileri, güç kazanmaya başlayan "Kızıllarla ilişki kurarak, sözde kendilerini güvence altına almak yolunu seçtiler. Yetmiş yıl sürecek, yeni bir esaretin hazırlığını kendi elleriyle yaptılar.

Kuzey Kafkasya’nın Bağımsızlığını ilan Etmesinin Türk Basınındaki Yankılan

Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını ilan etmesi; Türk, Alman ve diğer Batı Avrupa basınında geniş yankılar meydana getirmişti. Özellikle Türk Kamuoyu, bu mutlu olayı sevinç ve heyecanla karşılamıştı. Türk Milli Ajansı ve basın, kamuoyunun duygularına tercüman olmuş, gazeteler bu konuyu uzun süre gündemde tutmuşlardı.

Türk Basını'nın konuya verdiği önemi göstermek için, gazetelerde çıkan yazılardan örnekler vermek gerekir. Ancak, yer ve zaman nedeniyle bunu yapmak mümkün değil. Biz, sadece başlıklar ve özet bilgiler vermekle yetineceğiz.

iKDAM GAZETESi

 Tarih : 8 Mayıs 1918 Çarşamba

Başlık : " Şimali Kafkasya'nın İdaresi”:

 “ Sadaret iIe Başkumandanlığa Haklı Bir Müracaat ,,

Yazının Özeti : Kuzey Kafkasya halk temsilcileri, başbakanlığa başvurarak, Rusya'dan ayrılarak bağımsız bir Cumhuriyet kurduklarını, yeni devletlerinin tanınmasını istemişlerdir.

 

TASVİR-i EFKAR GAZETESi

Tarih : 14 Mayıs 1918 Salı. 5

Başlık : " Şimali Kafkasya'nın Bağımsızlık İlanı- Yeni Hükümetin Hudutları- Genel Alanı-Nüfusu " Özet : Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlık olayı anlatılmakta, yeni Cumhuriyetin hudutları, komşuları ve nüfusu hakkında bilgi verilmektedir.

 

TANiN GAZETESi

Tarih : 15 Mayıs 1918 Çarşamba.

Başlık : " Şimali Kafkasya'nın İstiklali”

Özet : Yazı, başmakale olarak kaleme alınmıştır. Yazanın, adı verilmemiştir.

Kuzey Kafkasya Heyeti'nin, Osmanlı Devlet Adamlarını ziyareti anlatılmaktadır. Devamla; Çarlık İmparatorluğunun nasıl dağıldığı, Kafkasya'nın konumu ve coğrafyası, nüfus yapısı hakkında bilgi verilmektedir. Yazı oldukça uzundur. Makale olmaktan ziyade, bir araştırma raporu niteliği taşımaktadır.

 

TASVİRi EFKAR GAZETESi

Tarih : 26 Haziran 1918

Başlık :” Şimali Kafkasya Murahhasları ile Mülakat "

Özet : Kuzey Kafkasya Heyet başkanı Haydar Bey ile yazarımız arasında yüzyüze bir görüşme cereyan etmiştir. Denilerek, gazete muhabiri ile Haydar Bammat arasında soru-cevap şeklinde yapılan konuşma verilmektedir. Aynı gazetenin 27 Haziran 1918 tarihli nüshasında ikinci bir mülakat yapılmıştır.

11 Haydar Bammat ile Mülakat ,, başlığını taşımaktadır. Muhabir; Kuzey Kafkasya'daki siyasi partiler, sosyal sınıflar, Eğitim, Kadınlar ve Bolşevikler hakkında sorular sormaktadır.

Haydar Bammat'ın; günümüzün gündeminde olan bir konu hakkındaki görüşlerini aynen vermek istiyorum:

''Abazalar, sureti kat’ iyede bizimle beraberdir. Abazaların merkezi Sohumkale, şüphesiz Kuzey Kafkasya'ya aittir. Benim de içinde bulunduğum Dağlılar Genel Meclisi'ne, Abazaların gönderdiği heyet, Kuzey Kafkasya'ya bağlılıklarını beyan ve teyit etmişlerdir. Öteden beri de bizimle beraberdirler.''

Kafkasya Tarihi'ni aydınlatmak bakımından, Osmanlı Basın Hayatı'nı tetkik etmekte yarar vardır. Osmanlı Ülkesi'nde gazetecilik geç başlamıştı. Buna rağmen, kaynak niteliğinde bilgi edinmenin mümkün olacağı inancını taşıyorum.

Bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyetine Beyaz ve Kızıl Orduların Saldırıları

Kuzey Kafkasya Halkları'nın ve Türk Kamuoyunun g6rmek istediği şeyler gerçekleşmişti. Bağımsız Kuzey Kafkasya Devleti, Bab-ı Ali tarafından resmen tanınmıştı. Türk Hükümeti bununla da yetinmemiş, Genç Devletin tanınması için, diğer devletler nezdinde aracı olmayı vadetmişti. Ayrıca; 8.6.1918'de, Kuzey Kafkasya ile Türkiye arasında, dostluk ve yardım anlaşması imzalamıştı.

Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını ilan etmesi, Türkiye tarafından tanınması, diğer bağımsız Kafkas Cumhuriyetleri ile Konfedere olma gayretleri, Sovyet Yetkilileri'ni ciddi şekilde endişelendirmişti.

Sovyet Hükümeti; emperyalist ve despot bir yönetim olarak nitelediği, bu sebeple başta Çar Ailesi olmak üzere bütün taraftarlarını ortadan kaldırmaya çalıştığı Çarlık Rejimi'nin kanuni varisi olarak kendisini görüyordu. Eski hudutların asla değişmeyeceği konusunu gündeme getirmeye, diplomatik girişimlerde bulunmaya başladı. Özellikle; Kuzey Kafkasya'nın, bağımsız bir devlet olarak tanınmaması için, önde gelen Avrupa Devletleri'ne tek tek nota verdi.

Sovyet Hariciye Halk Komiseri Çiçerin; Alman Büyükelçisi Prens Mirbach'a gönderdiği notada, Karadeniz'den Hazar Denizi'ne kadar uzanan bağımsız bir Kafkas Devleti'nin kurulmasını asla kabul etmeyeceklerini bildirdi.

Daha altı ay önce; Rusya dahilinde olan milletlerin, Kendi kaderlerini kendilerinin tayin edebileceğini ve bağımsız olabileceklerini söyleyenler, sözlerini geri almışlardı. Biraz güç kazanınca, ne kadar saldırgan olabileceklerini göstermeye başlamışlardı.

Lenin, Astarhan çevresinde hakimiyet sağlayan kuvvetlerini, güneye, Kafkasya üzerine yürümeleri için emir verdi. Kızılordu birlikleri Kızlar ve Şamilkale'yi elegeçirmek için harekete geçtiler. Moskova, aynı zamanda, ajanları vasıtasıyla, cephe gerisindeki halkın moralini bozmaya çalışıyordu. Buna rağmen; Kuzey Kafkasyalılar, üç Kızılordu tümenini bozguna uğratmayı başardılar.

Kuzey Kafkasya'da son derece karmaşık bir durum vardı. Komünistlerden kaçan binlerce Çar taraftarı, Kafkasya'ya sığınmıştı. Bunların çoğu, deniz yoluyla ülkeyi terketmek istiyorlardı. Eski Çar Ordusu kalıntıları ile Kazaklar, yeni devleti yıkmak için elbirliği etmişlerdi. Önemli mevkiler, köprübaşları durmadan el değiştiriyordu.

Böylesine ümitsiz günlerin yaşandığı sırada, bir Osmanlı Ordusu Kafkasya'ya girdi. Özel olarak kurulan “Kafkas İslam Ordusunun” komutanı Nuri Paşa idi. Diğer taraftan İsmail Berkok, Mithat Shaplı ve Muzaffer Beyler, teşkilat taburları ile dağ yoluyla Kuzey Kafkasya'ya ulaşmışlardı. Bu genç, gözüpek subaylar, yerli kuvvetleri organize etmeye başladılar.

İngiliz Generali Donstervil; Iran üzerinden kuzeye doğru yürüyerek, 1918 Ağustosunda Bakü'yü işgal etmişti. İngiliz Birlikleri, Türk Ordusu karşısında tutunamadılar. Büyük kayıplar vererek güneye çekildiler. 15 Eylül 1918'de, Azerbaycan'ın başşehri Bakü, Türk Kuvvetleri tarafından kurtarıldı.

Bakü'nün işgalinden sonra, 15. tümen kuzeye doğru hareket etti. 6 Ekim J 1918'de Derbente ulaştı. Yeni kurulan Kuzey Kafkas Ordusu'na komutan tayin edilen Yusuf İzzet Paşa, Nuri Paşa, ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Devlet Başkanı Abdulmecid Çermoy Derbent'te biraraya geldiler. 13 .1 O .1918 günü, yapılan , merasimden sonra, top sesleri arasında, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin yedi yıldızlı bayrağı şehrin burçlarına çekildi.

Devlet Başkanı Abdülmecid Çermoy; Şamikale (Petrovsk) de bulunan Beyaz Rus Kuvvetleri'ne, mevzilerini terketmeleri için Ültimatom verdi. Olumlu bir sonuç alamayınca, 15. Tümen harekete geçti. Şiddetli savaşlardan sonra, 7 Kasımda, Şamilkale şehri kurtarıldı. Biçerahofun kumanda ettiği Beyaz Rus Kuvvetleri, kuzeye doğru çekildiler. Türk Ordusu sayesinde; Kızıl ve Beyaz Rus Birlikleri Kuzey Kafkasya'nın önemli bir bölümünden çıkarılmıştı. Milli kuvvetler duruma hakim olmuşlardı.

Türk Ordusunun varlığı, Kafkasya'da oturan Kazak ve Rus Köylüleri'ni de sindirmişti. Silahlı gruplar oluşturup, yol kesen, ülkenin asıl sahipleri olan insanlara saldıranlar, seslerini kesmişlerdi.

Çeçen ve Dağıstan Bölgeleri'nde büyük ölçüde huzur sağlanmıştı. Türk Subayları, Milli Hükümetle işbirliği halinde çalışıyorlardı. Onların eliyle Dağıstan Şamil Alayları kurmaya başlamışlardı.

Ancak batı kesiminde, Kuban Kazakları'nın baskıları giderek artıyordu. Bu bölgede de, huzuru sağlamak için, ciddi askeri tedbirler almak gerekiyordu. Milli Hükümet Karadeniz'e kadar bütün Kafkasya'da birliği sağlamak için çare bulmaya çalışıyordu.

Milli Hükümet, Türk Ordusu sayesinde, güvenli bir çalışma ortamı bulduğu sırada Anadolu'dan kötü haberler geldi. Türk Ordusunun güney ve batı cepheleri çökmüştü. İstanbul Hükümeti mağlubiyeti kabul etmiş, Mondoros Mütarekesi'ni 30 Ekim 1918'de imzalanmıştı.

İngilizler ve müttefikleri, bütün cephelerde askeri hareketlerin durdurulmasını istiyorlardı. Özellikle, Kafkasya'daki birliklerin derhal geri çekilmesini, barış için ön şart olarak gündeme getirmişlerdi. Bu sebeple; Türk Hükümeti, Kafkas Orduları Başkumandanlığı'na dönüş için emir vermişti.

Türk Ordusu, Kafkasya'ya geleli henüz iki ay olmuştu. Kuzey Kafkasya Halkları'na son derece olumlu hizmetler vermişti. Emir gereği, 28 Aralık 1918'de dönüş için harekete geçti. Halk, Türk Birlikleri'ni gözyaşları içinde uğurladılar.

Türk Ordusu'nun çekilmesi, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti için, bir nevi yıkım olmuştu. Genç Devlet; biri beyaz biri Kızıl iki düşman cephe karşısında varlığını sürdürmek imkanlarını büyük ölçüde kaybetmişti.

Birinci Dünya Savaşı başladığında; Rusya, Türk hududuna büyük çapta askeri yığınak yapmıştı. Bolşevik İhtilali başladığında, askerler sadece tüfekleriyle geri dönmüşlerdi. Zengin cephane ve erzak depoları Güney Kafkasya'da kalmıştı. Kuzey Kafkasya'nın bunlardan istifade etmesi mümkün olmadı. Son derece basit silahlarla kendisini korumak zorundaydı.

İran'da bulunan ingiliz Kuvvetleri'nin komutanı General Thomson, Türk Ordusu çekilince kuzeye doğru ilerleyerek, Bakü'yü işgal etti. Önceleri, Kafkasya Cumhuriyetleri'ne düşmanca bir tavır takınan bu General, durumu inceleyince tutumunu değiştirdi. Albay Ravlinson'u göndererek, Kuzey Kafkasya Cumhuriyetini resmen tanıdığını bildirdi.

General Thomson; Albaya verdiği mektupta, Kuzey Kafkasya Devlet Başkanı'na özetle şunları yazıyordu. 11 Ağızdan ilettiklerimi tekrara Iüzum yoktur. Sizi en çok ilgilendiren şey istiklalinizdir. Ben, fiilen Cumhuriyet Hükümetinizi tanıyorum. Hukuken tanınması da barış konferansına aittir.

General Thomson, Kuzey Kafkasya'nın o günlere ait raporunda, Kuzey Kafkasya Halkları'nın bütün engellere rağmen hürriyete olan inancını ve kendi kendini idare konusunda gösterdiği liyakati şöyle ifade ediyordu:

“Kuzey Kafkasya'ya gelince, bu ülkeyi de gezdim. Temirhanşura, Terekkale, Hunzah gibi şehirleri dolaştım. Orada bir milli bir hükümet var ve gayet iyidir. Kafkasyalıda bir İngiliz Gamizonu'nun bulunmadığı tek yerdir. lüzumuda yoktur. Buna rağmen kuvvetli, disiplinli bir devlet manzarası g6steriyor. Çarlığın Kafkas Ordusu'na ait silah fabrikaları ile stokları, hastaneleri ve bütün malzemesi , Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan'da kalmıştır. Kuzey Kafkasya'da hiç birşey yoktur. B6yle iken iki cephede, Beyaz ve Kızıl Ruslara karşı kahramanca d6ğüşüyor ve hayret uyandırıyor. Çarlık zamanında, hükümet otoritesine karşı haydutluklar, hırsızlıklar, ayaklanmalar eksik olmazdı. Fakat şimdi, bunlarıri hiç birisi yoktur. Hükümet, memleketin idaresinde hiç bir güçlük çekmiyor. Çünkü halk, bu hükümetin kendi hükümeti olduğunu gayet iyi anlamıştır. Tam bir milli birlik içindedir. "

General Thomson'un bu anlayışlı tutumuna karşı, İstanbul'da bulunan İngiliz Baş Kumandanı General Miln, Kuzey Kafkasya'ya karşı son derece hatalı bir siyaset takip ediyordu. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'ni tanımayan Çarcı General Denikin'e büyük ölçüde silah, malzeme ve erzak gönderiyor, çürüyüp yıkılan Çarlığı diriltmeye çalışıyordu.

Olumsuz durum karşısında, 12 Aralık 1918'de Abdülmecid Çermoy kabinesi istifa etti. Pşimaho Kosok Hükümeti kuruldu.

Pşimaho Kosok, Kabardey idi. 1910 yılında, Petersburg Hukuk Fakültesi'ni bitirmişti. Krasnador'da avukatlık yaparken, ihtilal patlak vermişti. Henüz otuzbir yaşında ihtiraslı bir gençti. Abdülmecid Çermoy Hükümeti'ni, becerisizlikle suçlayarak düşürmüştü.

Kosok Hükümeti, askeri ve siyasi olmak üzere iki cephede faaliyete geçti. Mücadele için, halkı seferber etti. Rakibi, eski Başbakan Abdülmecid Çermoy riyasetinde bir heyet seçti. Paris barış Konferansına gönderdi.

Ne var ki; bu konferansın, Kafkasya Iehinde bir karar almasına zaman bırakmamak ve bağımsızlık davasını yoketmek için Kızıl ve Beyaz Rus Orduları, adeta yarış halinde Kuzey Kafkasya Toprakları'na saldırıyorlardı.

Beyaz Rus Orduları; Ülkeyi elegeçirmek üzere olan Kızıllarla savaşmak, onları durdurmak ana gayeleri olduğu halde, bunu unutmuş gibiydiler. General Denikin ve çevresindeki Kurmay Heyeti, ortaya çıkan Bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'ne tahammül edemiyorlardı. Olumlu bir teklif getirmeden, Genç Devlete saldırıyorlardı.

Kuzey Kafkasyalılar, Çarcı Generallere karşı, yurtlarını adım adım savundular. Her çekilişin ardından, yeni bir cephe oluşturdular. Adiğe, Karaçay, Kabardey ve Oset bölgeleri işgal edildi. Buna rağmen: Çeçenistan ve Dağıstan'a çekilen Milli Kuvvetler, savaşa devam ettiler. Kanlı savaşlar, birbirini izleyerek sürdü. 1919 yılı Ocak ayında; Kantiş ve Dalak Mevkileri'nde şiddetli çarpışmalar oldu. Bu savaşlarda, Kafkasyalı kadın ve genç kızlar kahramanca dövüşerek şehit oldular.

Goyti Avulu'nda, Alhanyurt'ta ve Sunja Irmağı Kıyıları'nda, düşman büyük kayıplar verdi.

Çarcı General Denikin hedefini iyice şaşırmıştı. Nisan-1919'da, Bolşeviklere karşı savaşan en iyi iki Kolordusu'nu, Voronej Cephesi'nden çekerek, Kafkasya'ya gönderdi. Alhanyurt ve Gudermes'de, savaş bir hafta devam etti. Kuzey Kafkasyalılar, üstün kuvvetler karşısında tutunamadılar. Vedeno Bölgesi'ne çekildiler. Bu sırada; 12 Haziran 1919'da, Pşimaho Kosok Kabinesi istifa etti. Genç Başbakan, büyük ümitlerle ve hırsla göreve başlamıştı. Başarısızlık, O'nu üzmüştü. General Mikail Halil, hükümeti kurmaya memur edildi. Çarcı General Denikin'in elindeki kuvvetlerin üçte birini bağımsızlık isteyen Kafkasyalılara karşı kullanması, hem kendisinin hem de bu talihsiz insanların felaketini hazırlamıştır. O'nun başlattığı anlamsız savaşlarda, Kafkasyalılar 20.000 şehit verdiler. Bunların bin kadarı kadındı.

İngilizlerin Denikin'j desteklemeleri Kafkasyalılar açısından, durumu iyice ağırlaştırmıştı. Ağustos 1919'da, uygun şartlar oluşuncaya kadar Milli Meclis tatil edildi. Buna karşılık, gerilla savaşı başlatıldı. Dağıstan'da imam Necmeddin Gotsatlı, Çeçenistan'da Uzun Hacı Cihad bayraklarını açtılar. Denikin'in Orduları ile Kuzey Kafkasyalılar arasında başlayan kanlı mücadelenin daha ilk günlerinde, Bolşevikler bağımsızlık isteyen Kafkasyalıların tarafını tuttular. Çünkü, bu kavgadan en çok yararlanan Onlardı. Beyaz Rus Orduları güç kaybederken Kafkasyalılar da sarsılıyorlardı.

Kızıllar o günlerde, yeniden hakseverlik kimliğine bürünmüşlerdi. Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını tanıdıklarını söylediler. iyi komşuluk temennilerinde bulundular. Hariciye Halk Komiseri Çiçerin ile Milletler Komiseri Stalin, radyo dahil çeşitli araçlarla, Kafkasyalılara yönelik mesajlar yayınladılar. Çiçerin, bir bildirisinde şöyle diyordu:

“Vakit geldi. Biz bütün dünyanın karşısında beyan ediyoruz ki; Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti hiç bir zaman istila ve yabancı topraklarda Sovyet Rejimi'ni kurma gayesini gütmemiştir. Kuzey Kafkasya işçi ve köylüsü; özellikle sizin Cumhuriyete gelince, Sovyet Rusya’nın elde silah olarak üzerinize yürümeye ve Cumhuriyetinizde Sovyet Rejimi'ni kurmaya asla niyeti yoktur. Sovyet Rusya, Milletlerin kendi kaderlerini kurma hakkına sadıktır. Eğer siz Kafkasya Müslümanları! Cumhuriyetinizin idare şeklinden memnunsanız, barış içinde yaşayınız! Büyüyerek yükseliniz! Ve bizimle iyi komşuluk ilişkileri kurunuz!”

Rus Soyluları, Denikin'e büyük ümitlerle bağlanmışlardı. Kızıllardan kaçan yüzbinler; asker-sivil, O'nun ordusunun gerisinde toplanmışlardı. Çarcı General, elindeki kuvvetleri gayesinin dışında kullanarak, bu yığınların ümidini boşa çıkardı. 1920 yılının başlarında, Kızıl Ordu karşısında bozguna uğradı.

Denikin'in kendisi dahil, asker-sivil binlerce insan, Batı Kafkasya'ya sığındı. Oylesine bir panik meydana gelmişti ki, Karadeniz Limanları, komünistlerden kaçanlarla dolup taştı. Kafkasya, Çarlığın çöplüğü haline geldi.

Bir zamanların gururlu subayları, soylu aileleri, yığınların arasında kendilerini gizlemeye çalışıyorlardı. Kaçmak için vasıta bulanlar, Türkiye Sahilleri'ne sığındılar. Geride kalanlar, salgın hastalıklara tutuldular. Kızılların silahlarına hedef oldular.

General Denikin, Avrupa'ya kaçmak imkanını buldu. Hatıralarını yazdı. En büyük hatasının da, Kafkasyalılarla savaşmak olduğunu itiraf etti. Bir nevi günah çıkardı.

Bağımsızlık Mücadelesinin Son Dönemi

Komünistlerin projesi, Milletleri yalanla aldatma temeline dayanıyordu. Zaman

ve güç kazanmak için, Rus olmayan Halklara sürekli yalan söylediler. Devlet kurma hakkı dahil, her konuda serbest olduklarını defalarca ilan ettiler. Fakat, hiç bir zaman sözlerinde durmadılar.

Çiçerin'in ümit veren son bildirisi üzerinden, henüz iki ya da üç ay geçmişti. Çar taraftarı güçleri ortadan kaldırınca,hemen Kafkasya'ya saldırdılar. Hiç bir ön görüşme veya teklifte bulunma ihtiyacını duymadılar.

General Lahof komutasındaki onbirinci Kızıl Ordu, baskın niteliğinde bir hareketle, Kuzey-Doğu Kafkasya üzerine yürüdü. Denikin'in Beyaz Ordusu, Kafkasya'daki önemli direniş merkezlerini dağıttığına göre, bir zorlukla karşılaşmayacaklarını sanıyorlardı.

Kafkasyalılar, Onlar'ın bu inancını doğrularcasına, bir süre karşı çıkmadılar. General Lahofun, Dağıstan içlerine kadar ilerlemesine izin verdiler. 25 Şubat 1920' de, ani bir baskınla, Kızıl Ordu'yu imha ettiler.

Komünist Liderler, bu olay karşısında, bir an tereddüt geçirdiler. Tekrar, propaganda yolunu seçtiler. Bu nedenle; komutan Smimov'u, Nisan-1920'de Temirhanşura'ya gönderdiler.

Komutan Smimov; Kafkasyalı Liderlerin ve halkın önünde şu konuşmayı yaptı:

“ Büyük Şamilin torunları! Atalarınızın, Bağımsızlığınız için, Çarlık Rusya’sına karşı büyük fedakarlık isteyen savaşlar yaptıklarını biliyoruz. Sizin, beyaz eşkıya çetelerine karşı savaşınızı da dikkatle takip ediyorduk. Bu savaşınız, İmam Şamilin hakiki ahfadı olduğunuzu ispat etti. Sovyet Hükümeti, sizin bağımsızlığınızı tanıyor. Hayatınızı, istediğiniz gibi tanzim ediniz. Fakat bizim, sizinle beraber, büyük bir görevimiz daha var: Sizin kardeşiniz olan Doğu Müslümanları'nı batı emperyalistlerinin esaretinden kurtarmalıyız. "

Komutan Smimov'un; " Doğu Müslümanları " olarak nitelediği, Hazar Denizi'nin doğusundaki Türk Toplulukları idi. Çarcı Orduların kalıntıları ile Onlar'ı destekleyen İngilizler bu bölgelere çekilmişlerdi. Hilekar Adam, düşmanlarını yok etmek için, Kafkasyalılardan yardım istiyordu.

Türkiye'den Gelen Heyet

Kuzey Kafkasya Halk Liderleri; İstanbul'un işgal altında olduğunu, Padişahın ve Türk Hükümeti'nin yapabileceği bir şeyin kalmadığını biliyorlardı. Siyasi ortamı tetkik etmek üzere, Ebubekir Pilyef adında birini Türkiye'ye gönderdiler.

Ebubekir Pilyef; Trabzon'da, Mustafa Kemal adında bir Generalin önderliğinde, yeni bir siyasi oluşumun meydana gelmekte olduğunu öğrendi.

Mustafa Kemal Paşa, bu sırada Sivas’ta idi. Ebubekir Pilyef, yolunu değiştirerek Sivas'a gitti. Paşa ile görüştü. Kafkasya konusunda neler düşündüğünü sordu.

Mustafa Kemal Paşa, Kafkasya Halkları'nın bağımsız olmalarını gönülden istiyordu. Ancak, İngiliz ve Fransızlara karşı başlatacağı mücadelede, Sovyet Rusya'dan yardım almayı düşünüyordu. Böyle bir durumda, Moskova'yı darıltacak bir hareketin içine girmeyi istemiyordu.

Osmanlı Ordusu'nda ve Türk Aydınları arasında, Kafkas kökenli çok iyi yetişmiş birçok kişi vardı. Bunlar, resmi bir sıfat taşımadan, Kafkasya'ya gidebilir, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin teşkilatlanmasında yardımcı olabilirlerdi.

Paşa, bu yolu kullanmalarını tavsiye etti. Kendisi, yapmak istediklerini, henüz netleştirebilmiş değildi. B~ merhalede yapabileceği fazla birşey yoktu. Buna rağmen; Binbaşı Vasıfı, Ebubekir Pilyef’e yardımcı olması için, İstanbul'a gönderdi.

Bekir Sami Bey'in Teşvikiye'deki evinde, Vasıf Bey'in de katıldığı bir toplantı düzenlendi. Vasıf Bey, Mustafa Kemal Paşa'nın olaya sıcak baktığını söyledi. Bunun üzerine, Kafkasya'ya bir Müşavir Heyet gönderilmesine karar verildi. Heyete kimlerin katılacağını, İsmail Berkok Bey tespit edecekti. Heyet Üyelerine yüzellişer, askerlere Onbeşer Lira yolluk verilecekti.

ilk kafileye katılacaklar şunlardı:

Kurmay Albay İsmail Berkok, Öğretmen Mustafa Butbay, Pilot Yüzbaşı Tevfik, Topçu Üstteğmen İsmail Hakkı, Piyade Teğmen Cüdl, Piyade Teğmen Muzaffer, altı asker öğretmen, Hakkı Bey ve askerleri...

Heyet Üyeleri'ne verilecek yolluk, Kafkas Cemiyeti'nindi. Cemiyet İngilizler tarafından kapatıldığı için, para Ressam İsmail Bey'in emanetinde bulunuyordu. Tamamı bin Iiradan ibaretti. 10

Yukarıda anlatıldığı gibi; Kafkas Cemiyeti olayı, eski idi. 1908'de kurulmuştu. İlk adı; "Şimali Kafkasya Cemiyeti Siyasiyesi " idi.

Ittihad Terakki Iktidarı, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, Kafkasya'da bir tampon bölge oluşmasını istiyordu. Bunun için de; Kuzey Kafkasya, Gürcüstan ve Azerbaycan'ın bağımsız olmaları gerekiyordu.

Bu nedenle; hükümet, Kuzey Kafkasyalıların kurduğu cemiyete özel bir ilgi göstermişti. Enver ve Talat Paşalar, mali yardımda bulunmuşlardı. İngilizler, İstanbul işgal edildikten sonra; cemiyetin, Ittihad ve Terakki Iktidarı ile ilişkisi olduğu yolunda ihbar alınca, cemiyeti kapatmışlardı.

Kafkasya'ya gidecek Heyeti oluşturan, ona destek veren, yapılacakları tespit eden, cemiyetin sivil-asker eski üyeleri idi.

Heyet, 2 Şubat 1920'de Gülnihal Vapuru ile yola çıktı. İlk durak Trabzon idi. Batum, İngiliz işgali altında olduğu için, gizlilik içinde hareket edildi. Güçlükle Tiflis'e ulaşıldı.

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin, Tiflis Hükümeti neznindeki temsilcisi, Haydar Bammat idi. Türkiye'den gelen heyeti o karşıladı.

İlk tespitler ilgi çekiciydi. Bolşevikler, siyaset bakımından her yerde etkin rol oynuyorlardı. Halk arasında, azımsanmayacak ölçüde taraftar edinmişlerdi. Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa, Dağıstan'daydı. O'nun emrindeki subaylardan bazıları, Bolşeviklerin aleyhine bir politika takip etmeye başlamışlardı. Bolşevikler, Türk Heyeti'nin gelmesinden endişe duymuşlardı. Nuri Paşa ve ekibiyle işbirliği yapmamaları konusunda Onlar'ı uyardılar.

Heyete, Tiflis'ten sonra başkanlık eden Aziz Meker; takınılan tavrın ve gösterilen kuşkunun yersiz olduğunu söyledi. Bolşevikler, Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını prensip olarak kabul ettiklerine göre; değil düşmanca bir tutum içinde olmak, aksine minnet duyduklarını anlattı. Bunun üzerine; Temurhanşura'daki Sovyet temsilcisine bağlı olmak şartıyla, kuzeye gitmelerine izin verildi. Yol masrafları karşılandı. *

Heyet Üyeleri, Kuzey Kafkasya'ya ulaştıktan sonra ; Hükümet ve Halk Liderleri ile görüşmüş, çeşitli toplantılara katıldılar. Olaylar, halkın ve aydınların tutumu, Onlar'ın belirleyeceği şekilde değildi. Durum, oldukça karmaşık bir hal almıştı.

Heyet Üyeleri, zamanla birbirinden kopmuş, bazıları izledikleri yanlış yol yüzünden hayatlarını kaybetmişlerdir." Bu ayrıntılara girmeyeceğiz.

Kuzey Kafkasya'da Son Direnişler

Bağımsızlığı savunanlarla, Bolşevizme taraftar olanlar; propaganda yoluyla halkı etkilemek için kıyasıya mücadele ediyorlardı. Yerli Bolşevikler, komünizmin getireceği evrensel düzene inanmışlardı. Mutluluğu, insanlığın alacağı yeni siyasi platformda bulacaklarını savunuyorlardı. Bu sebeple, milli bir siyaset gütmeyi, davaya ihanet olarak görüyorlardı. Bunların çoğu avamdan insanlardı. Eski efendilerinden nefret ediyorlardı.

Sovyet Yöneticileri; ajanları vasıtasıyla her şeyi izliyorlardı. Durumun, kendileri açısından olgunlaştığını görünce, verdikleri sözlerden döndüler. Tekrar silahlı müdahale için harekete geçtiler.

Rusya'da, iç savaş bitmek üzereydi. Durumlarını sağlamlaştırmışlardı. Çarlık taraftarı olanlar, yokedilmişlerdi. Kuzey Kafkasya'da da, kilit noktalarına, yerli adamlarını yerleştirmişlerdi.

Kuzey Kafkasyalı Milliyetçiler; 6 Mayıs 1920'de Çeçenistan'da Vedeno civarındaki Kayışyurt'da, Bolşevik toplarının tehdidi altında büyük bir Kurultay düzenlediler. Halka önderlik edenlerin çoğu din adamıydı. Türkiye'den Ismail Berkok, Aziz Meker, Mustafa Şahin Beyler ile diğer heyet üyelerinden bazıları vardı.

Bu sırada, azminden hiç bir şey yitirmeyen ve kararlı bir tutum sergileyen altmışbeş yaşındaki Uzun Hacı idi. Hasta olduğu için toplantıya gelememişti. Düşüncelerini yazılı olarak bildirmişti.

Uzun Hacı; Komünizmin eşitlik ilkesini İslamiyet'teki eşitlik ilkesine benzeterek, olaya önce sıcak bakmıştı. Kızıl rejim uğruna, kitleler halinde insanların öldürüldüğünü görünce, yanıldığını anlamıştı. Bolşeviklerle anlaşmanın mümkün olmadığını görmüştü.

Uzun Hacı, kurultaya şu mesajı göndermişti:

“Milli birliğin sağlanması için; Şeyh Şamilin hayatta kalan tek oğlu Kamil Paşa Türkiye'de O'nu getirip, reis yapın!”,

 

Topluluğun genel görüşü, mücadelenin sürdürülmesinden yanaydı. Uzun müzakerelerden sonra; Kamil Paşa'nın çağrılmasına karar verildi. Yeni bir Temsilciler Meclisi seçildi.

Kurultayı izlemek üzere, asker-sivil birçok Bolşevik gelmişti. Alınan kararları beğenmemiş, hızla olay yerini terketmişlerdi.

Yeni Milli Meclis, Sovyet Hükümetine hitaben bir bildiri yayınladı. Bu bildiride, şu ifadelere yer verildi:

" Çiçerin; Kuzey Kafkasya Halkları'na, bağımsız devlet olma hakkı dahil, her konuda serbest olduklarını söylemişti. Bu söze sadık kalınmadığı takdirde, milletimiz dilediği gibi hareket etmek için kendi iradesini kullanacaktır. "

 

Milli Meclis, başka bir bildiri ile de; bütün Kuzey Kafkasyalıların, bağımsızlık bayrağı altında toplanmalarını istedi.

Meclis, Uzun Hacı'nın tavsiyesine de uydu. Özel bir ulakla, Kamil Paşa G göreve davet edildi.

Paşa rahatsızdı. Oğlu Said Şamil'j Kafkasya'ya gönderdi. Kafkasyalılar, Said Şamil'in önderliğinde mücadeleyi sürdürdüler. Önemli denecek ölçüde bazı başarılar da sağladılar.

Ancak Sovyetler Hükümeti; Brest-litovsk anlaşmasıyla batıdaki durumlarını düzeltmişlerdi. Şimdi sıra, Kuzey Kafkasya'ya gelmişti. Büyük kuvvetlerle harekete geçtiler. Önce Derbent Yolu'nu izleyerek, Azerbaycan ile Gürcistan'ı işgal ettiler. Böylece, Kuzey Kafkasya'yı çembere aldılar.

Kuzey Kafkasyalılar; Sovyetlerin üstün kuvvetlerine karşı, yer yer savunma hatları oluşturarak, 1921 yılının Haziran ortalarına kadar dayandılar.

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti; 11 Mayıs 1918'den Haziran 1921 'e kadar, son derece ağır şartlara rağmen varlığını sürdürmüştü. Üç yıl boyunca; İngilizlerin baskılarına karşı koymuş, Beyaz ve Kızıl Rus Orduları ile savaşmıştı. Türkiye'nin dışında, hiç bir ülkeden yardım görmemişti.

Sonuç ve Değerlendirme

Yukarıda açıklandığı gibi; Rus Sosyalist Partileri'nin başlattığı ihtilal hareketi, Rus ve Rus olmayan bütün milletleri etkilemişti. Kuzey Kafkasya Halk Liderleri ve aydınları da, hürriyete susamış diğer milletler gibi, 3 Mayıs 1917'de bağımsızlık yolunda ilk adımlarını attılar.

Yapılan bu girişim, muhteva ve zamanlama bakımından doğru muydu? Doğruydu. Çünkü, Ihtilali yapanlar, Rus olsun olmasın, herkese hürriyet vadediyorlardı. Devlet kurma hakkı dahil, her konuda serbest olduklarını söylemiş ve ilan etmişlerdi.

Çarlık Rusya’sı; daha Kafkasya'yı işgal etmeden önce, Petro zamanında başlayarak, Baltık Ülkeleri'ni ve Polonya'yı nüfuz alanına dahil etmişti. Polonya, 1772'de; Rusya, Avusturya ve Prusya tarafından bölüşülmüştü. Rusya, daha sonra Polonya'nın tamamına hakim olmuştu.

Bolşevik ihtilali sırasında, Batılı büyük devletlerin desteği ile, bu ülkeler bağımsızlıklarına kavuştular. Kuzey Kafkasya dahil, diğer Kafkasya Ülkeleri ve eski Türkistan Hanlıkları ise bundan istifade edemediler.

Bunun çeşitli nedenleri vardı.

Birinci Dünya Savaşı başladığında, iki büyük ittifak vardı. Bir tarafta; Almanya, Avusturya, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti. Diğer tarafta; İngiltere, Fransa ve Rusya.

Savaşı, Osmanlı Devleti'nin dahil olduğu ittifak devletleri kaybetmişti. Savaşı kazananların, Kafkasya Halkları'na ve eski Türkistan Hanlıkları'na yardım etmeleri politika bakımından mümkün değildi. Çünkü bu ülkelerin, savaşı kaybeden Osmanlı Devleti ile organik bağları vardı. Ayrıca, savaşı kazananlar; Yıkılmakta olan Çarlık Rejimini kurtarmak için harekete geçmişlerdi.

Çarlık Rejimi'ne bağlı olanlar ve eski Çar Ordusu'nun kalıntıları, Kafkasya'da ve Türkistan'da üslenmişti. İngiltere, Onlar'a yardım etmek için, bu iki stratejik bölgeyi kullanmak zorundaydı. İran'dan hareket eden İngiliz Birlikleri Kafkasya'dan, Afganistan'dan yola çıkanlar Türkistan'dan geçiyorlardı.

İngiltere, ne Kafkasyalıların ne de Türkistanlıların bağımsızlık elde etmelerini hiç düşünmemiştir. Aksine, Çarcı Rusların işlerini güçleştirdiği düşüncesiyle, Onlar'a karşı soğuk bir tavır takınmıştır.

Kafkasya'da kurulan Cumhuriyetleri tanıyan ve Onlar'a yardım elini uzatan tek devlet Osmanlı Devleti idi. Ne var ki, Osmanlı Devleti'nin savaşı kaybetmiş olması, yardımın devamına imkan vermemiştir. Bu sebeple; Kuzey Kafkasya, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan Cumhuriyetleri'nin ömürleri kısa olmuştur.

Kafkasya'daki bağımsızlık hareketlerinin karşısında, başka bir cephe daha vardı. Bu da, Rus Bolşevikleri ile dirsek temasında olan Kafkasyalı Sosyalistler idi. Bunların mazisi Rus Sosyalistleri kadar eski idi. Kendi içlerinde organize olmuşlardı. Sovyetler Birliğinin çatısı oluşturulurken, etkin bir rol oynamışlardır.

Sovyetler Birliği'ni meydana getiren, onaltı Cumhuriyetin dördü Kafkasya'da idi. Dört Cumhuriyetin kurularak, birlik içinde yeralmasını sağlayan, işte bu yerli Bolşeviklerdi.

Bilindiği gibi, Sovyetler Birliği'ne; Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ve Abhazya tam üye olarak katılmışlardı. Kuzey Kafkasya, küçük özerk bölgelere ayrılmış, Rusya Federasyonu içinde kalmışlardı.

Kafkasya'yı; bugünkü siyasi tablo ile zamanımıza taşıyan, Rus Bolşevikleri ile işbirliği yapan, yerli sosyalistlerdir.

Bu olay; bütünüyle, Onlar'ın başarısı mıdır? Hayır! Komünist Liderlerin kafasında oluşan ilk proje, bu şekilde idi. imkan bulsalardı, bütün dünya milletlerini, sosyalist devletler halinde Moskova'ya bağlayacaklardı. Eski Çarlık Toprakları'nda yapabildikleri, büyük planın sadece küçük bir parçasıydı.

Bugünün Kafkasyalıları, geçmişin bu karmaşık olaylarından ibret alarak, çağdaş politikalar üretmelidirler. Kendilerini tükenişe götürecek bir yol izlememek için, çok iyi düşünmeleri gerekir.

KAYNAKLAR :

1) Rus İhtilalinden Hatıralar Abdullah TAYMAS, ISTANBUL-1947 Cilt-1

2) Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası Ahmet Hazer HlZAL,Orkun Yayınları ANKARA-1961

3) Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Savaşı Tarihinden Yapraklar, Pşimaho KOSOK ISTANBUL-1960

4) Kafkas-Rus Mücadelesi Wassan-Giray CABAĞI ISTANBUL-1967

5) Şimali Kafkasya'nın İstiklali, Kuzey Kafkas- Türk Kültür ve Yardım Demeği Yayınları:3 IST ANBUL-1965

6) 1. Cihan Harbi Sırasında Kafkaslar Üzerine Tarihi Bakış, Türkiye'deki Kafkasya Göçmenleri Yardım Komitesi Tarafından Bastırılmıştır. ISTANBUL-1918

7) Kafkasya Hatıraları Mustafa BUTBAY, Latin harflerine çeviren ve yayına hazırlayan: Ahmet Cevdet CANBULA T Türk Tarih Kurumu ANKARA-1990