Kuzey Kafkasya'nın Bağımsızlığını ilan etmesi
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Kafkasya'yı da
etkilemişti. Türk Ordusu Abhazya Sahilleri'ni işgal
ederek, Rus Ordusu'nun güney kanadını arkadan vurmak
istedi.
Kuzey Kafkasya, bağımsızlık konusunda duyarlıydı.
Savaşın başlamasından kısa bir süre sonra; Ali Bey
isyanı, halkın duygularını açığa vurmasına neden
oldu. Hızla, Çeçenistan ve Dağıstan bölgelerine
yayıldı. Ne var ki, Osmanlı Devleti'nin savaşı
kaybetmesi üzerine, isyan kanlı bir şekilde
bastırıldı.
Çarlık rejiminden, Ruslar dahil kimse memnun
değildi. 1905 Rus-Japon Savaşı ve sonrası,
bağımsızlık amacıyla milli ve sosyal hareketler
meydana geldi.
Bu olaylar, genel manada; bağımsızlık isteklerinin
ve sosyalist hareketin habercisi niteliğini
taşıyordu.
1917'de başlayan Sosyalist İhtilal, esaret altındaki
bütün milletlerin ayaklanmasına sebep oldu.
Polonyalılar, Finler, Letonyalılar, Estonyalılar,
Kırımlılar ve bütün Kafkasyalılar kurtuluş ümidiyle
harekete geçtiler.
Çarlığın kan ve ateşle tesis ettiği hudutlar
içerisinde kalan esir milletler kendi milli
hükümetlerini kurmaya başladılar. Kafkasya’da da,
aynı duygular bütün bölgeleri sarmıştı.
Şubat-191 de Menşevikler'in başlattığı ihtilal
hareketi, ordu içinde ve halklar arasında heyecan
yarattı. Bolşeviklerin perde arkasında yürüttükleri
propaganda ile
giderek karmaşık bir şekil aldı. Yaygın bir özellik
kazandı.
Kuzey Kafkasya'da; 3 Mayıs 1917'de, Terekkale'de (
Viladikafkas ) birinci büyük Halk Kurultayı
toplandı. Aynı kader birliği içinden gelen, aynı
kültürü paylaşan boyların temsilcileri davet
edilmişti. Şehirde bulunan Tiyatro Salonu'nda 500
resmi temsilci bir araya geldi. Davetliler arasında
Azerbaycan ve Gürcistan'dan gelen gözlemci heyetler
de vardı.
Kurultayda, Kuzey Kafkasya'nın geçici Milli Hükümeti
özelliğini taşıyan; "Birleşik Kuzey Kafkasya ve
Dağıstan Dağlıları Birliği Merkez Komitesi” adı
verilen yüksek icra organı seçildi.
Temsilciler Meclisi içinden seçilen komisyonlar,
kendilerine verilen konuları tartışmış, karara
bağlanmıştı. Bunlar, meclis tarafından onaylanmıştı.
Toplantının beşinci günü; Dağıstan Temsilcilerinden
Hacı Süleyman kapanış konuşması yaptı. Herkesi son
derece duygulandırdı.
Hacı Süleyman, özetle şunları söyledi:
- Bu beş gün zarfında yapılan müzakereler ve alınan
kararların; bizi, ülkemizi hürriyete ve refaha
kavuşturması için Yüce Allah'a dua edelim.
Birliğimizin ve kardeşliğimizin ebediyyen devam
etmesi için çalışacağımıza and içelim.
Hacı Süleyman'ın son sözleri, salonda bulunan
herkesi heyecanlandırmıştı. Temsilciler ayağa
kalkarak, birlik için yemin ettiler.
Terekkale Kurultayı ve burada alınan kararlar, bütün
bölgelerde heyecan yaratmıştı. Bölgeden bölgeye
haber ve emir götüren postalar, sürekli hareket
halinde oldu.
18 Eylül 1917'de, Andi'de ikinci kurultay toplandı.
" Kuzey Kafkasya Milli Müessesan Meclisi” adını alan
kurultay, büyük ilgi görmüştü. 1500 delege biraraya
gelmişti. Onların dışında, davetsiz yüzlerce kişi
toplanmıştı. Bu yüzden, Kurultay açık havada
yapıldı. 1
Toplantıya; Dağıstan, Kumuk, Salatay, Terek
Vilayeti, Çeçen-Inguş, Asetin, Kabardey, Karaçay-Balkar,
Adiğe, Abhaz, Şatkale ( Stavropol ) bölgeleri delege
göndermişlerdi.
Milli Meclis, anayasa niteliğinde olan şu kararları
aldı.
1) Kuzey Kafkasyalılar, tek siyasi birlik çatısı
altında birleşecekler.
2) Bu birlik içinde, her boy (kabile), tam bir
muhtariyete sahip olacaktır.
3) Birliğin iki yasama meclisi bulunacaktır.
Birincisi Meb'uslar Meclisi, diğeri Ayan Meclisi..
4) Her iki meclis; kendi arasından icra (yürütme)
heyetini, heyette gene kendi arasından bir başkan
seçecekti. Başkan, siyasi birliğin reisi diğer
deyimle, Cumhurbaşkanı olacaktı.
5) Anayasanın korunması, devamlılığının sağlanması,
meclislerin yapacağı kanunların, keza Bakanlar
Kurulunun idari ve kazai işlerinin anayasaya uygun
olup olmadığının denetlenmesi için bir " Yüksek
Divan ,, tesis edilecekti.
Milli Meclis icra Komitesi'ni yenileyerek, tam yetki
verdi. Icra Komitesi Üyeleri, Abdülmecid Çermoy'u
başkan seçti. Bu şekilde, görev bölümü yapılarak, ,,
Bakanlar Kurulu ,, görevine başladı.
Devlet Başkanlığı'na seçilen Abdülmecid Çermoy Çeçen
idi. Rus Askeri okullarında okumuştu. Imparator
Nikola'ya yaverlik etmişti. Grozni'de petrol
kuyularına sahip, Rus kültürünü benimsemiş, zevk ve
eğlenceye düşkün uçarı bir prensti.
Bakanlar Kurulu'nda görev alanlardan: Haydar Bammat,
Kumuk idi. Zeki ve iyi bir öğrenim görmüştü.
Rusça'dan başka Fransızca ve Almanca biliyordu.
Ali Han Kantemir, Asetin idi. Rusya'da okumuş,
değerli bir hukuk adamı idi.
Wassan-Giray Cabağı, Inguş boyundandı. Yüksek
tahsiline Petesburg’da başlamış, Almanya'da
bitirmişti.
Bakanlar Kurulu'nu oluşturan üyeler; genelde, Rus
Okulları'nda okumuşlardı. Rusya'da mevcut çeşitli
sosyal ve politik akımların etkisi altında
kalmışlardı. Rusya'yı Rus Devlet Yapısı'nı çok iyi
biliyorlardı. Eğer Onları, duyguları yanıltmazsa,
başarılı olabilecek özelliklere sahiptiler.
Kuzey Kafkasya Halkları. bu şekilde bir siyasi
birlik kurmak için çalışırlarken; 7 Ekim 1917'de,
Bolşevikler iktidarı ele geçirmiş, iç savaş
başlamıştı.
Bolşevikler, uzun süreden beri çalışıyor, ihtilali
nasıl gerçekleştireceklerini planlıyorlardı. Çarlık
taraftarlarının oluşturacağı cepheyi bölüp
parçalamak için, Rus olmayan milletlerin nasıl
kullanılacağı konusunda hesaplar yapmışlardı. Bu
maksatla, yoğun bir propaganda başlattılar.
2 Kasım 1917'de; “Rusya Milletlerinin Hakları”
başlığını taşıyan bir bildiri yayınladılar.
imparatorluğun her tarafında dağıttılar.
Bildiri de, şu ana başlıklara yer verilmişti:
1) Rusya'da yaşayan milletler, egemenlik konusunda
eşittirler.
2) Her millet; Rusya'dan ayrılarak bağımsız devlet
kurmak hakkı dahil, kendi
geleceklerini tayin etmek konusunda serbesttirler.
3) Milli, dini bütün haklara konan ipotekler
kaldırılmıştır.
4) Rusya Devlet sınırları içinde yaşayan bütün
azınlıklar, her alanda serbestçe çalışabilir ve
kendi aralarında birlik kurabilirler.
Bu bildirinin ardından; 19.12.1917'de, Lenin ve
Stalin tarafından imzalanan
ikinci bir bildiri, Rusya Müslümanlarına hitaben
kaleme alınmıştır.
İkinci bildiride, şu ifadelere yer verilmiştir:
" Rusya Müslümanları, Volga Tatarları, Kırgızlar,
Sibirya ve Türkistan Şartları,
Kafkas Türkleri ve Tatarları, Kuzey Kafkasyalılar!
Rus Çarları ve zalimleri tarafından bütün camileri,
minberleri yıkılmış, dinleri, adetleri çiğnenmiş
olanlar; sizlere hitap ediyoruz! Dinleriniz,
adetleriniz, milli ve harsi müesseseleriniz, bundan
sonra her türlü tecavüzden masundur. Milli
hayatınızı istediğiniz gibi tanzim ve idarede
hürsünüz. Bu sizin hakkınızdır. Biliniz ki, gerek
sizin ve gerek Rusya'da yaşayan diğer bütün
milletlerin haklarını biz Sovyetler himaye ve
müdafaa edeceğiz. Bu inkılaba ve onun hükümetine
yardım ediniz!
Arkadaşlar! Yükselttiğimiz bayrakla her mahkûm
millete hürriyet götürüyoruz. Müslümanlar! Sizden
maddi, manevi yardım bekliyoruz. "
Sovyet Liderleri, bu aslı olmayan vaadlerle
milletleri kandırmak istiyor, zaman kazanmaya
çalışıyorlardı.
Ancak, yüzyıllardır Rusların yalanlarına tanık olan
Kuzey Kafkasyalılar, verilen sözlerin aslında bir
tuzak olduğunu biliyorlardı. Kafkasyalı biliyordu
ki; Kıyafet değiştirmekle, karakter değişmeyecekti.
Kuzey Kafkasya Merkez Komitesi; 20 Kasım 1917'de,
Rusya'dan ayrıldığını ve bağımsız bir devlet
olduğunu ilan etti.
Yeni hükümet; askeri, mali, zirai ve idari gibi, bir
devlet için gerekli her alanda düzenlemelere
başladı.
Çarlık Dönemi'nin emperyalist ve müstemlekeci
siyasetinin vaktiyle Kafkasya'ya sürüklediği Slav
Muhacirler, hükümetin aldığı karar ve uygulamalar
karşısında rahatsız oldular. Öteden beri birbiriyle
anlaşamayan Kazaklar1 Müjikler ( Rus Köylüleri )1
Ukraynalılar.. Monarşiden komünizme kadar çeşitli
ideoloji peşinde koşan bütün gruplar, birdenbire
anlaşıp birleştiler. Yeni Hükümete karşı bir cephe
oluşturdular.
Diğer taraftan; komünist ajanları ülkenin her
tarafına sızmışlardı. Oluşan birliği bozmak,
taraftar toplamak için sinsi bir propaganda
başlatmışlardı.
Slav Muhacirler, Kafkasya'nın en münbit topraklarına
yerleşmişlerdi. Kimi idareci, kimi teknik adam, kimi
çiftçi kisvesi altında, kendilerine tanınan
ayrıcalıkla, yıllardan beri refah içinde
yaşamışlardı. Şimdi ise; Yeni Hükümetin, eşit
vatandaşlık teklifi Onlar'ı tatmin etmemişti. Daha
doğrusu, Slavlık damarları kabarmıştı. Kominist
Rejim geldiği takdirde başlarına geleceği
düşünmeden, sözde kendilerini ve haklarını korumak
için, savaşçı birlikler oluşturmaya başladılar.
Hükümetin durumu giderek ağırlaşıyordu. Birliği
korumak konusunda güçlük çekiyordu. Bôlgeler
arasında, hizmetlerin akışı durma noktasına
gelmişti.
Yeni Bağımsız Devletin, dışardan güçlü bir desteğe
ihtiyacı vardı. Bunu da, Türkiye'den başkası
yapamazdı.
Türkiye'nin ve müttefiklerinin desteğini sağlamak
üzere; Abdülmecid çermoy ve Haydar Bammat
başkanlığında bir heyet oluşturuldu. Yola çıkarıldı.
Boş kalan devlet ve hükümet başkanlığına, Wassan-Giray
Cabağı vekalet edecekti. Heyetin yetki belgelerini,
O imzaladı.
Heyet; Tiflis'te, Batum'da, Trabzon'da görüşmeler
yaparak, yoluna devam etti. 6 Mayıs 1918'de
İstanbul'a ulaştı.
Birinci Dünya Savaşı ufukta göründüğünde,
Türkiye'deki Kuzey Kafkasyalılar' dan yararlanmak
için bir cemiyet kurulmuştu. İttihat ve Terakki
Hükümeti'nin, özellikle Enver Paşa'nın özel ilgi
gösterdiği cemiyet, bilgi akışı bakımından kaynak
görevi yapıyordu.
Türk Hükümeti, ilerde Rusya ile Türkiye arasında
duvar ve engel görevini üstlenecek, bir Kuzey
Kafkasya Devleti'nin kurulmasına sıcak bakıyordu. Bu
nedenle Şimali Kafkasya Cemiyeti Siyasiyesi
kurulmuştu. Hükümetten maddi yardım alıyor, O'nun
güdümünde çalışıyordu.
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti heyeti İstanbul'a
geldiğinde, Cemiyet Üyeleri Hükümetle yapılacak
görüşmelerde aracı oldular.
Türk Hükümeti ile yapılan görüşmelerden sonra, Kuzey
Kafkasya Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olduğu
kabul edildi. 11 Mayıs 1918 tarihinde; Kuzey
Kafkasya'nın bağımsız bir devlet olduğu, bir nota
ile bütün batılı devletlere duyuruldu.
Türkiye, Bağımsız Kuzey Kafkasya Devleti'ni hemen
tanıdı. Abdülmecid Çermoy ve Haydar Bammat imzasını
taşıyan notada şu ifadelere yer verilmişti:
11 Kuzey Kafkasya Halkları'nın kurduğu hükümetin
yetkili temsilcileri olarak; şu hususları, bütün
hükümetlere arzetmekten şeref duymaktadırlar:
Kuzey Kafkasya halkları, kurallara uygun şekilde bir
milli meclis seçmişlerdir. 1917 yılı Mayıs ve Eylül
aylarında toplanan bu meclis, Kuzey Kafkasya
birliğini ilan etmiş, vekiller heyetini kurmuş ve şu
kararları almıştır.
1) Kuzey Kafkasya Halkları birliği, Rusya'dan
ayrılarak bağımsız bir devlet kurmuştur.
2) Yeni devletin hudutları; Dağıstan, Stavropol,
Terek, Kuban ve Karadeniz vilayeti ve sancakları
dahil, Hazar'dan Karadeniz'e kadar uzanan bir
coğrafyayı içine almaktadır. Güney Kafkasya
Hükümetleri ile yapılacak görüşmelerden sonra, güney
hududu daha sonra belirlenecektir.
3) Bizler, Kuzey Kafkasya Birliği'nin Hükümeti
tarafından, Devletimizin bağımsızlığını ilan etmeye
yetkili kılındık.
Kuzey Kafkasya Devleti'nin bağımsız bir devlet
olduğunu imza ederek arz ediyoruz.''
(Haydar Bammat, Abdülmecid Çermoy)
Güney Kafkasya Cumhuriyetleri
Prens Lvov, Rusya Başbakanı olarak iktidarı ele
aldığı zaman; Duma'da üye
olan Azeri, Gürcü ve Ermenilerden oluşan bir heyet,
kendisini ziyaret ederek, bağımsız olmak
istediklerini bildirdiler.
Ardından; “Hususi Güney Kafkasya Komitesi'ni”
kurdular. Rusya'nın Kafkasya Genel Valisi'nin
görevlerini üstlendiler.
Komitenin amacı, Güney Kafkasya'da federe bir devlet
kurmaktı. Federe Devlet, daha kuruluşunu
tamamlamadan, Osmanlı Devleti'nden bazı isteklerde
bulundu.
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda; Rusya, Kars,
Ardahan ve Batum'u işgal etmiş ve buralardan
çıkmamıştı. Birinci Dünya Savaşı'nda, Bolşevik
İhtilali başlayınca, Rus Ordusu geri çekilmiş, Türk
Ordusu da boşaltılan bu üç vilayeti geri almıştı.
Güney Kafkasya komitesi, bu illeri geri istiyordu.
Aslında bu istek, Ermeni ve Gürcülerden geliyordu.
Güney Kafkasya komitesi temsilcileri ile Rauf Bey
başkanlığındaki Osmanlı heyeti, Batum'da biraraya
geldiler. Osmanlı Delegasyonu; konunun Rusya'yı
ilgilendirdiğini, kendileriyle bunu
konuşamayacaklarını bildirdi. Henüz devlet olmamış
bir komiteyi muhatap kabul etmelerinin söz konusu
olamayacağı, nedenleriyle anlatıldı.
Gürcistan, Türkiye'nin tehdidi altında olduğunu
söyleyerek, görüşme masasını terketti. Alman Heyeti
ile bir anlaşma imzaladı. 26 Mayıs 1918'de, Güney
Kafkasya Federasyonu'ndan ayrılarak, bağımsızlığını
ilan etti; iki gün sonra; 28 Mayısta, Azerbaycan ile
Ermenistan'da, bağımsızlıklarını. ilan ederek,
Gürcistan'ı izlediler.
Türkiye mevcut hudutları kabul etmek şartıyla; 8
Haziran 1918'de, yeni kurulan üç cumhuriyetin
bağımsızlık haklarını tanıdı. Ayrıca, dostluk ve iyi
komşuluk anlaşması imzaladı.
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, güneydeki yeni
cumhuriyetlere, 11 Kafkas Konfederasyonu 11
şeklinde, birleşme teklifinde bulundu.
Almanya, Türkiye'nin müttefiki olduğu halde, gizli
emeller peşindeydi. Gürcü ve Ermenileri, nüfuz
sahasına almak istiyordu. Ermenistan'ın Türk
toprakları üzerinde hak iddia etmesi buna eklenince,
taraflar arasında güvensizlik ortamı meydana geldi.
Konfederasyon olayı gerçekleşemedi.
Kuzey Kafkasya; 1919 yılında, konfederasyon
teklifini tekrar gündeme getirdi. Ancak, Güney
Kafkasya Hükümetleri, birleşme basiretini
gösteremediler.
Oysa, Güneydeki Cumhuriyetler için, Kuzey Kafkasya
son derece önem arzediyordu. Komünist Rusya'dan
gelecek bir saldırı, geçmişte olduğu gibi, önce
Kuzey Kafkasya göğüslemek zorunda kalacaktı.
Yıllar önce; yukarıda anlatıldığı gibi, Türkiye'de
yaşayan Kafkasyalılar, ülkelerinin geleceğini
düşünerek bir siyasi birlik kurmuşlardı. 1908
yılında kurulan bu birliğe; 11 Osmanlı Ülkesi'ndeki
Kafkasyalı Göçmenler Siyasi Komitesi " adını
vermişlerdi.
Komite, Aralık 1915'te, Fuat Paşa (Adiğe)
başkanlığında bir heyet oluşturmuş, Almanya ve
Avusturya Hükümetleri ile görüşmek üzere yola
çıkarmışlardı. Heyetteki üyeler; bütün Kafkasya'yı
temsil edecek şekilde seçilmişlerdi. Prens
Matchabeli (Gürcü), Kamil Toghinidze (Gürcü), İsa
Paşa (Lezgi), Selim Benutof (Azeri).. Aziz Meker (Adiğe
) idi. Heyet Üyeleri, Alman ve Avusturya Devlet
Adamları ile görüştüler. Kafkas Halkları'nın, Rus
yönetimi altındaki dayanılmaz durumunu anlattılar.
Bağımsız olmak istediklerini söylediler.
Görüldüğü gibi iki yıl öncesine kadar, kader birliği
içinde olmayı düşünenler; bugün, fırsatlar kapıya
gelmişken anlaşmakta güçlük çekiyorlardı. Bu bilinci
muhafaza eden tek Cumhuriyet Azerbaycan oldu. Kuzey
Kafkasya Cumhuriyetini güçlendirmek için elinden
geleni yaptı.
Çarlık Dönemi'nde; Azerbaycanlılar, orduya
alınmamışlardı. Askerlik deneyimleri yoktu. Bu
yüzden, silahlı destekte bulunamadılar. Buna
karşılık, manevi ve mali yardımda bulundular. Elli
Milyon Manat ki, yaklaşık 2,5 Milyon İngiliz Urası
verdiler.
Kuzey Kafkasya; 1919'da, konfederasyon için ikinci
teklifini yaptığı zaman, bazı olumlu adımlar
atılmıştı. Dört Kafkasya Devleti'nin temsilcileri,
Tiflis’ de biraraya gelerek konuyu tartışmış, bir
protokol imzalamışlardı. Gerektiğinde askeri
kuvvetlerin birleştirilmesi, diplomatik
faaliyetlerde bilgi alış-verişinin yapılması, gümrük
ve para emisyonu birliğine gidilmesi konularında
anlaşmışlardı.
Ancak, Ermeniler; daha savaş içinde, Rusların
etkisiyle, Türklere karşı düşmanca bir tavır
almışlardı. Toplantılara katılmalarına rağmen,
konfedere devlet yapısına sıcak bakmıyorlardı. Ağır
almak ve sudan bahaneler uydurarak, gelişmekte olan
birliği bozdular.
Ermenistan Yöneticileri, güç kazanmaya başlayan
"Kızıllarla ilişki kurarak, sözde kendilerini
güvence altına almak yolunu seçtiler. Yetmiş yıl
sürecek, yeni bir esaretin hazırlığını kendi
elleriyle yaptılar.
Kuzey Kafkasya’nın Bağımsızlığını ilan Etmesinin
Türk Basınındaki Yankılan
Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını ilan etmesi; Türk,
Alman ve diğer Batı Avrupa basınında geniş yankılar
meydana getirmişti. Özellikle Türk Kamuoyu, bu mutlu
olayı sevinç ve heyecanla karşılamıştı. Türk Milli
Ajansı ve basın, kamuoyunun duygularına tercüman
olmuş, gazeteler bu konuyu uzun süre gündemde
tutmuşlardı.
Türk Basını'nın konuya verdiği önemi göstermek için,
gazetelerde çıkan yazılardan örnekler vermek
gerekir. Ancak, yer ve zaman nedeniyle bunu yapmak
mümkün değil. Biz, sadece başlıklar ve özet bilgiler
vermekle yetineceğiz.
iKDAM GAZETESi
Tarih
: 8 Mayıs 1918 Çarşamba
Başlık : " Şimali Kafkasya'nın İdaresi”:
“ Sadaret iIe Başkumandanlığa Haklı Bir Müracaat ,,
Yazının Özeti : Kuzey Kafkasya halk temsilcileri,
başbakanlığa başvurarak, Rusya'dan ayrılarak
bağımsız bir Cumhuriyet kurduklarını, yeni
devletlerinin tanınmasını istemişlerdir.
TASVİR-i EFKAR GAZETESi
Tarih : 14 Mayıs 1918 Salı. 5
Başlık : " Şimali Kafkasya'nın Bağımsızlık İlanı-
Yeni Hükümetin Hudutları- Genel Alanı-Nüfusu " Özet
: Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlık olayı anlatılmakta,
yeni Cumhuriyetin hudutları, komşuları ve nüfusu
hakkında bilgi verilmektedir.
TANiN GAZETESi
Tarih : 15 Mayıs 1918 Çarşamba.
Başlık : " Şimali Kafkasya'nın İstiklali”
Özet : Yazı, başmakale olarak kaleme alınmıştır.
Yazanın, adı verilmemiştir.
Kuzey Kafkasya Heyeti'nin, Osmanlı Devlet Adamlarını
ziyareti anlatılmaktadır. Devamla; Çarlık
İmparatorluğunun nasıl dağıldığı, Kafkasya'nın
konumu ve coğrafyası, nüfus yapısı hakkında bilgi
verilmektedir. Yazı oldukça uzundur. Makale olmaktan
ziyade, bir araştırma raporu niteliği taşımaktadır.
TASVİRi EFKAR GAZETESi
Tarih : 26 Haziran 1918
Başlık :” Şimali Kafkasya Murahhasları ile Mülakat "
Özet : Kuzey Kafkasya Heyet başkanı Haydar Bey ile
yazarımız arasında yüzyüze bir görüşme cereyan
etmiştir. Denilerek, gazete muhabiri ile Haydar
Bammat arasında soru-cevap şeklinde yapılan konuşma
verilmektedir. Aynı gazetenin 27 Haziran 1918
tarihli nüshasında ikinci bir mülakat yapılmıştır.
11 Haydar Bammat ile Mülakat ,, başlığını
taşımaktadır. Muhabir; Kuzey Kafkasya'daki siyasi
partiler, sosyal sınıflar, Eğitim, Kadınlar ve
Bolşevikler hakkında sorular sormaktadır.
Haydar Bammat'ın; günümüzün gündeminde olan bir konu
hakkındaki görüşlerini aynen vermek istiyorum:
''Abazalar, sureti kat’ iyede bizimle beraberdir.
Abazaların merkezi Sohumkale, şüphesiz Kuzey
Kafkasya'ya aittir. Benim de içinde bulunduğum
Dağlılar Genel Meclisi'ne, Abazaların gönderdiği
heyet, Kuzey Kafkasya'ya bağlılıklarını beyan ve
teyit etmişlerdir. Öteden beri de bizimle
beraberdirler.''
Kafkasya Tarihi'ni aydınlatmak bakımından, Osmanlı
Basın Hayatı'nı tetkik etmekte yarar vardır. Osmanlı
Ülkesi'nde gazetecilik geç başlamıştı. Buna rağmen,
kaynak niteliğinde bilgi edinmenin mümkün olacağı
inancını taşıyorum.
Bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyetine Beyaz ve Kızıl
Orduların Saldırıları
Kuzey Kafkasya Halkları'nın ve Türk Kamuoyunun
g6rmek istediği şeyler gerçekleşmişti. Bağımsız
Kuzey Kafkasya Devleti, Bab-ı Ali tarafından resmen
tanınmıştı. Türk Hükümeti bununla da yetinmemiş,
Genç Devletin tanınması için, diğer devletler
nezdinde aracı olmayı vadetmişti. Ayrıca;
8.6.1918'de, Kuzey Kafkasya ile Türkiye arasında,
dostluk ve yardım anlaşması imzalamıştı.
Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını ilan etmesi,
Türkiye tarafından tanınması, diğer bağımsız Kafkas
Cumhuriyetleri ile Konfedere olma gayretleri, Sovyet
Yetkilileri'ni ciddi şekilde endişelendirmişti.
Sovyet Hükümeti; emperyalist ve despot bir yönetim
olarak nitelediği, bu sebeple başta Çar Ailesi olmak
üzere bütün taraftarlarını ortadan kaldırmaya
çalıştığı Çarlık Rejimi'nin kanuni varisi olarak
kendisini görüyordu. Eski hudutların asla
değişmeyeceği konusunu gündeme getirmeye, diplomatik
girişimlerde bulunmaya başladı. Özellikle; Kuzey
Kafkasya'nın, bağımsız bir devlet olarak tanınmaması
için, önde gelen Avrupa Devletleri'ne tek tek nota
verdi.
Sovyet Hariciye Halk Komiseri Çiçerin; Alman
Büyükelçisi Prens Mirbach'a gönderdiği notada,
Karadeniz'den Hazar Denizi'ne kadar uzanan bağımsız
bir Kafkas Devleti'nin kurulmasını asla kabul
etmeyeceklerini bildirdi.
Daha altı ay önce; Rusya dahilinde olan milletlerin,
Kendi kaderlerini kendilerinin tayin edebileceğini
ve bağımsız olabileceklerini söyleyenler, sözlerini
geri almışlardı. Biraz güç kazanınca, ne kadar
saldırgan olabileceklerini göstermeye başlamışlardı.
Lenin, Astarhan çevresinde hakimiyet sağlayan
kuvvetlerini, güneye, Kafkasya üzerine yürümeleri
için emir verdi. Kızılordu birlikleri Kızlar ve
Şamilkale'yi elegeçirmek için harekete geçtiler.
Moskova, aynı zamanda, ajanları vasıtasıyla, cephe
gerisindeki halkın moralini bozmaya çalışıyordu.
Buna rağmen; Kuzey Kafkasyalılar, üç Kızılordu
tümenini bozguna uğratmayı başardılar.
Kuzey Kafkasya'da son derece karmaşık bir durum
vardı. Komünistlerden kaçan binlerce Çar taraftarı,
Kafkasya'ya sığınmıştı. Bunların çoğu, deniz yoluyla
ülkeyi terketmek istiyorlardı. Eski Çar Ordusu
kalıntıları ile Kazaklar, yeni devleti yıkmak için
elbirliği etmişlerdi. Önemli mevkiler, köprübaşları
durmadan el değiştiriyordu.
Böylesine ümitsiz günlerin yaşandığı sırada, bir
Osmanlı Ordusu Kafkasya'ya girdi. Özel olarak
kurulan “Kafkas İslam Ordusunun” komutanı Nuri Paşa
idi. Diğer taraftan İsmail Berkok, Mithat Shaplı ve
Muzaffer Beyler, teşkilat taburları ile dağ yoluyla
Kuzey Kafkasya'ya ulaşmışlardı. Bu genç, gözüpek
subaylar, yerli kuvvetleri organize etmeye
başladılar.
İngiliz Generali Donstervil; Iran üzerinden kuzeye
doğru yürüyerek, 1918 Ağustosunda Bakü'yü işgal
etmişti. İngiliz Birlikleri, Türk Ordusu karşısında
tutunamadılar. Büyük kayıplar vererek güneye
çekildiler. 15 Eylül 1918'de, Azerbaycan'ın başşehri
Bakü, Türk Kuvvetleri tarafından kurtarıldı.
Bakü'nün işgalinden sonra, 15. tümen kuzeye doğru
hareket etti. 6 Ekim J 1918'de Derbente ulaştı. Yeni
kurulan Kuzey Kafkas Ordusu'na komutan tayin edilen
Yusuf İzzet Paşa, Nuri Paşa, ve Kuzey Kafkasya
Cumhuriyeti Devlet Başkanı Abdulmecid Çermoy
Derbent'te biraraya geldiler. 13 .1 O .1918 günü,
yapılan , merasimden sonra, top sesleri arasında,
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin yedi yıldızlı bayrağı
şehrin burçlarına çekildi.
Devlet Başkanı Abdülmecid Çermoy; Şamikale (Petrovsk)
de bulunan Beyaz Rus Kuvvetleri'ne, mevzilerini
terketmeleri için Ültimatom verdi. Olumlu bir sonuç
alamayınca, 15. Tümen harekete geçti. Şiddetli
savaşlardan sonra, 7 Kasımda, Şamilkale şehri
kurtarıldı. Biçerahofun kumanda ettiği Beyaz Rus
Kuvvetleri, kuzeye doğru çekildiler. Türk Ordusu
sayesinde; Kızıl ve Beyaz Rus Birlikleri Kuzey
Kafkasya'nın önemli bir bölümünden çıkarılmıştı.
Milli kuvvetler duruma hakim olmuşlardı.
Türk Ordusunun varlığı, Kafkasya'da oturan Kazak ve
Rus Köylüleri'ni de sindirmişti. Silahlı gruplar
oluşturup, yol kesen, ülkenin asıl sahipleri olan
insanlara saldıranlar, seslerini kesmişlerdi.
Çeçen ve Dağıstan Bölgeleri'nde büyük ölçüde huzur
sağlanmıştı. Türk Subayları, Milli Hükümetle
işbirliği halinde çalışıyorlardı. Onların eliyle
Dağıstan Şamil Alayları kurmaya başlamışlardı.
Ancak batı kesiminde, Kuban Kazakları'nın baskıları
giderek artıyordu. Bu bölgede de, huzuru sağlamak
için, ciddi askeri tedbirler almak gerekiyordu.
Milli Hükümet Karadeniz'e kadar bütün Kafkasya'da
birliği sağlamak için çare bulmaya çalışıyordu.
Milli Hükümet, Türk Ordusu sayesinde, güvenli bir
çalışma ortamı bulduğu sırada Anadolu'dan kötü
haberler geldi. Türk Ordusunun güney ve batı
cepheleri çökmüştü. İstanbul Hükümeti mağlubiyeti
kabul etmiş, Mondoros Mütarekesi'ni 30 Ekim 1918'de
imzalanmıştı.
İngilizler ve müttefikleri, bütün cephelerde askeri
hareketlerin durdurulmasını istiyorlardı. Özellikle,
Kafkasya'daki birliklerin derhal geri çekilmesini,
barış için ön şart olarak gündeme getirmişlerdi. Bu
sebeple; Türk Hükümeti, Kafkas Orduları
Başkumandanlığı'na dönüş için emir vermişti.
Türk Ordusu, Kafkasya'ya geleli henüz iki ay
olmuştu. Kuzey Kafkasya Halkları'na son derece
olumlu hizmetler vermişti. Emir gereği, 28 Aralık
1918'de dönüş için harekete geçti. Halk, Türk
Birlikleri'ni gözyaşları içinde uğurladılar.
Türk Ordusu'nun çekilmesi, Kuzey Kafkasya
Cumhuriyeti için, bir nevi yıkım olmuştu. Genç
Devlet; biri beyaz biri Kızıl iki düşman cephe
karşısında varlığını sürdürmek imkanlarını büyük
ölçüde kaybetmişti.
Birinci Dünya Savaşı başladığında; Rusya, Türk
hududuna büyük çapta askeri yığınak yapmıştı.
Bolşevik İhtilali başladığında, askerler sadece
tüfekleriyle geri dönmüşlerdi. Zengin cephane ve
erzak depoları Güney Kafkasya'da kalmıştı. Kuzey
Kafkasya'nın bunlardan istifade etmesi mümkün
olmadı. Son derece basit silahlarla kendisini
korumak zorundaydı.
İran'da bulunan ingiliz Kuvvetleri'nin komutanı
General Thomson, Türk Ordusu çekilince kuzeye doğru
ilerleyerek, Bakü'yü işgal etti. Önceleri, Kafkasya
Cumhuriyetleri'ne düşmanca bir tavır takınan bu
General, durumu inceleyince tutumunu değiştirdi.
Albay Ravlinson'u göndererek, Kuzey Kafkasya
Cumhuriyetini resmen tanıdığını bildirdi.
General Thomson; Albaya verdiği mektupta, Kuzey
Kafkasya Devlet Başkanı'na özetle şunları yazıyordu.
11 Ağızdan ilettiklerimi tekrara Iüzum yoktur. Sizi
en çok ilgilendiren şey istiklalinizdir. Ben, fiilen
Cumhuriyet Hükümetinizi tanıyorum. Hukuken tanınması
da barış konferansına aittir.
General Thomson, Kuzey Kafkasya'nın o günlere ait
raporunda, Kuzey Kafkasya Halkları'nın bütün
engellere rağmen hürriyete olan inancını ve kendi
kendini idare konusunda gösterdiği liyakati şöyle
ifade ediyordu:
“Kuzey Kafkasya'ya gelince, bu ülkeyi de gezdim.
Temirhanşura, Terekkale, Hunzah gibi şehirleri
dolaştım. Orada bir milli bir hükümet var ve gayet
iyidir. Kafkasyalıda bir İngiliz Gamizonu'nun
bulunmadığı tek yerdir. lüzumuda yoktur. Buna rağmen
kuvvetli, disiplinli bir devlet manzarası
g6steriyor. Çarlığın Kafkas Ordusu'na ait silah
fabrikaları ile stokları, hastaneleri ve bütün
malzemesi , Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan'da
kalmıştır. Kuzey Kafkasya'da hiç birşey yoktur.
B6yle iken iki cephede, Beyaz ve Kızıl Ruslara karşı
kahramanca d6ğüşüyor ve hayret uyandırıyor. Çarlık
zamanında, hükümet otoritesine karşı haydutluklar,
hırsızlıklar, ayaklanmalar eksik olmazdı. Fakat
şimdi, bunlarıri hiç birisi yoktur. Hükümet,
memleketin idaresinde hiç bir güçlük çekmiyor. Çünkü
halk, bu hükümetin kendi hükümeti olduğunu gayet iyi
anlamıştır. Tam bir milli birlik içindedir. "
General Thomson'un bu anlayışlı tutumuna karşı,
İstanbul'da bulunan İngiliz Baş Kumandanı General
Miln, Kuzey Kafkasya'ya karşı son derece hatalı bir
siyaset takip ediyordu. Kuzey Kafkasya
Cumhuriyeti'ni tanımayan Çarcı General Denikin'e
büyük ölçüde silah, malzeme ve erzak gönderiyor,
çürüyüp yıkılan Çarlığı diriltmeye çalışıyordu.
Olumsuz durum karşısında, 12 Aralık 1918'de
Abdülmecid Çermoy kabinesi istifa etti. Pşimaho
Kosok Hükümeti kuruldu.
Pşimaho Kosok, Kabardey idi. 1910 yılında,
Petersburg Hukuk Fakültesi'ni bitirmişti.
Krasnador'da avukatlık yaparken, ihtilal patlak
vermişti. Henüz otuzbir yaşında ihtiraslı bir
gençti. Abdülmecid Çermoy Hükümeti'ni,
becerisizlikle suçlayarak düşürmüştü.
Kosok Hükümeti, askeri ve siyasi olmak üzere iki
cephede faaliyete geçti. Mücadele için, halkı
seferber etti. Rakibi, eski Başbakan Abdülmecid
Çermoy riyasetinde bir heyet seçti. Paris barış
Konferansına gönderdi.
Ne var ki; bu konferansın, Kafkasya Iehinde bir
karar almasına zaman bırakmamak ve bağımsızlık
davasını yoketmek için Kızıl ve Beyaz Rus Orduları,
adeta yarış halinde Kuzey Kafkasya Toprakları'na
saldırıyorlardı.
Beyaz Rus Orduları; Ülkeyi elegeçirmek üzere olan
Kızıllarla savaşmak, onları durdurmak ana gayeleri
olduğu halde, bunu unutmuş gibiydiler. General
Denikin ve çevresindeki Kurmay Heyeti, ortaya çıkan
Bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'ne tahammül
edemiyorlardı. Olumlu bir teklif getirmeden, Genç
Devlete saldırıyorlardı.
Kuzey Kafkasyalılar, Çarcı Generallere karşı,
yurtlarını adım adım savundular. Her çekilişin
ardından, yeni bir cephe oluşturdular. Adiğe,
Karaçay, Kabardey ve Oset bölgeleri işgal edildi.
Buna rağmen: Çeçenistan ve Dağıstan'a çekilen Milli
Kuvvetler, savaşa devam ettiler. Kanlı savaşlar,
birbirini izleyerek sürdü. 1919 yılı Ocak ayında;
Kantiş ve Dalak Mevkileri'nde şiddetli çarpışmalar
oldu. Bu savaşlarda, Kafkasyalı kadın ve genç kızlar
kahramanca dövüşerek şehit oldular.
Goyti Avulu'nda, Alhanyurt'ta ve Sunja Irmağı
Kıyıları'nda, düşman büyük kayıplar verdi.
Çarcı General Denikin hedefini iyice şaşırmıştı.
Nisan-1919'da, Bolşeviklere karşı savaşan en iyi iki
Kolordusu'nu, Voronej Cephesi'nden çekerek,
Kafkasya'ya gönderdi. Alhanyurt ve Gudermes'de,
savaş bir hafta devam etti. Kuzey Kafkasyalılar,
üstün kuvvetler karşısında tutunamadılar. Vedeno
Bölgesi'ne çekildiler. Bu sırada; 12 Haziran
1919'da, Pşimaho Kosok Kabinesi istifa etti. Genç
Başbakan, büyük ümitlerle ve hırsla göreve
başlamıştı. Başarısızlık, O'nu üzmüştü. General
Mikail Halil, hükümeti kurmaya memur edildi. Çarcı
General Denikin'in elindeki kuvvetlerin üçte birini
bağımsızlık isteyen Kafkasyalılara karşı kullanması,
hem kendisinin hem de bu talihsiz insanların
felaketini hazırlamıştır. O'nun başlattığı anlamsız
savaşlarda, Kafkasyalılar 20.000 şehit verdiler.
Bunların bin kadarı kadındı.
İngilizlerin Denikin'j desteklemeleri Kafkasyalılar
açısından, durumu iyice ağırlaştırmıştı. Ağustos
1919'da, uygun şartlar oluşuncaya kadar Milli Meclis
tatil edildi. Buna karşılık, gerilla savaşı
başlatıldı. Dağıstan'da imam Necmeddin Gotsatlı,
Çeçenistan'da Uzun Hacı Cihad bayraklarını açtılar.
Denikin'in Orduları ile Kuzey Kafkasyalılar arasında
başlayan kanlı mücadelenin daha ilk günlerinde,
Bolşevikler bağımsızlık isteyen Kafkasyalıların
tarafını tuttular. Çünkü, bu kavgadan en çok
yararlanan Onlardı. Beyaz Rus Orduları güç
kaybederken Kafkasyalılar da sarsılıyorlardı.
Kızıllar o günlerde, yeniden hakseverlik kimliğine
bürünmüşlerdi. Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını
tanıdıklarını söylediler. iyi komşuluk
temennilerinde bulundular. Hariciye Halk Komiseri
Çiçerin ile Milletler Komiseri Stalin, radyo dahil
çeşitli araçlarla, Kafkasyalılara yönelik mesajlar
yayınladılar. Çiçerin, bir bildirisinde şöyle
diyordu:
“Vakit geldi. Biz bütün dünyanın karşısında beyan
ediyoruz ki; Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti
hiç bir zaman istila ve yabancı topraklarda Sovyet
Rejimi'ni kurma gayesini gütmemiştir. Kuzey Kafkasya
işçi ve köylüsü; özellikle sizin Cumhuriyete
gelince, Sovyet Rusya’nın elde silah olarak
üzerinize yürümeye ve Cumhuriyetinizde Sovyet
Rejimi'ni kurmaya asla niyeti yoktur. Sovyet Rusya,
Milletlerin kendi kaderlerini kurma hakkına
sadıktır. Eğer siz Kafkasya Müslümanları!
Cumhuriyetinizin idare şeklinden memnunsanız, barış
içinde yaşayınız! Büyüyerek yükseliniz! Ve bizimle
iyi komşuluk ilişkileri kurunuz!”
Rus Soyluları, Denikin'e büyük ümitlerle
bağlanmışlardı. Kızıllardan kaçan yüzbinler;
asker-sivil, O'nun ordusunun gerisinde
toplanmışlardı. Çarcı General, elindeki kuvvetleri
gayesinin dışında kullanarak, bu yığınların ümidini
boşa çıkardı. 1920 yılının başlarında, Kızıl Ordu
karşısında bozguna uğradı.
Denikin'in kendisi dahil, asker-sivil binlerce
insan, Batı Kafkasya'ya sığındı. Oylesine bir panik
meydana gelmişti ki, Karadeniz Limanları,
komünistlerden kaçanlarla dolup taştı. Kafkasya,
Çarlığın çöplüğü haline geldi.
Bir zamanların gururlu subayları, soylu aileleri,
yığınların arasında kendilerini gizlemeye
çalışıyorlardı. Kaçmak için vasıta bulanlar, Türkiye
Sahilleri'ne sığındılar. Geride kalanlar, salgın
hastalıklara tutuldular. Kızılların silahlarına
hedef oldular.
General Denikin, Avrupa'ya kaçmak imkanını buldu.
Hatıralarını yazdı. En büyük hatasının da,
Kafkasyalılarla savaşmak olduğunu itiraf etti. Bir
nevi günah çıkardı.
Bağımsızlık Mücadelesinin Son Dönemi
Komünistlerin projesi, Milletleri yalanla aldatma
temeline dayanıyordu. Zaman
ve güç kazanmak için, Rus olmayan Halklara sürekli
yalan söylediler. Devlet kurma hakkı dahil, her
konuda serbest olduklarını defalarca ilan ettiler.
Fakat, hiç bir zaman sözlerinde durmadılar.
Çiçerin'in ümit veren son bildirisi üzerinden, henüz
iki ya da üç ay geçmişti. Çar taraftarı güçleri
ortadan kaldırınca,hemen Kafkasya'ya saldırdılar.
Hiç bir ön görüşme veya teklifte bulunma ihtiyacını
duymadılar.
General Lahof komutasındaki onbirinci Kızıl Ordu,
baskın niteliğinde bir hareketle, Kuzey-Doğu
Kafkasya üzerine yürüdü. Denikin'in Beyaz Ordusu,
Kafkasya'daki önemli direniş merkezlerini
dağıttığına göre, bir zorlukla karşılaşmayacaklarını
sanıyorlardı.
Kafkasyalılar, Onlar'ın bu inancını doğrularcasına,
bir süre karşı çıkmadılar. General Lahofun, Dağıstan
içlerine kadar ilerlemesine izin verdiler. 25 Şubat
1920' de, ani bir baskınla, Kızıl Ordu'yu imha
ettiler.
Komünist Liderler, bu olay karşısında, bir an
tereddüt geçirdiler. Tekrar, propaganda yolunu
seçtiler. Bu nedenle; komutan Smimov'u,
Nisan-1920'de Temirhanşura'ya gönderdiler.
Komutan Smimov; Kafkasyalı Liderlerin ve halkın
önünde şu konuşmayı yaptı:
“ Büyük Şamilin torunları! Atalarınızın,
Bağımsızlığınız için, Çarlık Rusya’sına karşı büyük
fedakarlık isteyen savaşlar yaptıklarını biliyoruz.
Sizin, beyaz eşkıya çetelerine karşı savaşınızı da
dikkatle takip ediyorduk. Bu savaşınız, İmam Şamilin
hakiki ahfadı olduğunuzu ispat etti. Sovyet
Hükümeti, sizin bağımsızlığınızı tanıyor.
Hayatınızı, istediğiniz gibi tanzim ediniz. Fakat
bizim, sizinle beraber, büyük bir görevimiz daha
var: Sizin kardeşiniz olan Doğu Müslümanları'nı batı
emperyalistlerinin esaretinden kurtarmalıyız. "
Komutan Smimov'un; " Doğu Müslümanları " olarak
nitelediği, Hazar Denizi'nin doğusundaki Türk
Toplulukları idi. Çarcı Orduların kalıntıları ile
Onlar'ı destekleyen İngilizler bu bölgelere
çekilmişlerdi. Hilekar Adam, düşmanlarını yok etmek
için, Kafkasyalılardan yardım istiyordu.
Türkiye'den Gelen Heyet
Kuzey Kafkasya Halk Liderleri; İstanbul'un işgal
altında olduğunu, Padişahın ve Türk Hükümeti'nin
yapabileceği bir şeyin kalmadığını biliyorlardı.
Siyasi ortamı tetkik etmek üzere, Ebubekir Pilyef
adında birini Türkiye'ye gönderdiler.
Ebubekir Pilyef; Trabzon'da, Mustafa Kemal adında
bir Generalin önderliğinde, yeni bir siyasi oluşumun
meydana gelmekte olduğunu öğrendi.
Mustafa Kemal Paşa, bu sırada Sivas’ta idi. Ebubekir
Pilyef, yolunu değiştirerek Sivas'a gitti. Paşa ile
görüştü. Kafkasya konusunda neler düşündüğünü sordu.
Mustafa Kemal Paşa, Kafkasya Halkları'nın bağımsız
olmalarını gönülden istiyordu. Ancak, İngiliz ve
Fransızlara karşı başlatacağı mücadelede, Sovyet
Rusya'dan yardım almayı düşünüyordu. Böyle bir
durumda, Moskova'yı darıltacak bir hareketin içine
girmeyi istemiyordu.
Osmanlı Ordusu'nda ve Türk Aydınları arasında,
Kafkas kökenli çok iyi yetişmiş birçok kişi vardı.
Bunlar, resmi bir sıfat taşımadan, Kafkasya'ya
gidebilir, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin
teşkilatlanmasında yardımcı olabilirlerdi.
Paşa, bu yolu kullanmalarını tavsiye etti. Kendisi,
yapmak istediklerini, henüz netleştirebilmiş
değildi. B~ merhalede yapabileceği fazla birşey
yoktu. Buna rağmen; Binbaşı Vasıfı, Ebubekir
Pilyef’e yardımcı olması için, İstanbul'a gönderdi.
Bekir Sami Bey'in Teşvikiye'deki evinde, Vasıf
Bey'in de katıldığı bir toplantı düzenlendi. Vasıf
Bey, Mustafa Kemal Paşa'nın olaya sıcak baktığını
söyledi. Bunun üzerine, Kafkasya'ya bir Müşavir
Heyet gönderilmesine karar verildi. Heyete kimlerin
katılacağını, İsmail Berkok Bey tespit edecekti.
Heyet Üyelerine yüzellişer, askerlere Onbeşer Lira
yolluk verilecekti.
ilk kafileye katılacaklar şunlardı:
Kurmay Albay İsmail Berkok, Öğretmen Mustafa Butbay,
Pilot Yüzbaşı Tevfik, Topçu Üstteğmen İsmail Hakkı,
Piyade Teğmen Cüdl, Piyade Teğmen Muzaffer, altı
asker öğretmen, Hakkı Bey ve askerleri...
Heyet Üyeleri'ne verilecek yolluk, Kafkas
Cemiyeti'nindi. Cemiyet İngilizler tarafından
kapatıldığı için, para Ressam İsmail Bey'in
emanetinde bulunuyordu. Tamamı bin Iiradan ibaretti.
10
Yukarıda anlatıldığı gibi; Kafkas Cemiyeti olayı,
eski idi. 1908'de kurulmuştu. İlk adı; "Şimali
Kafkasya Cemiyeti Siyasiyesi " idi.
Ittihad Terakki Iktidarı, Osmanlı Devleti ile Rusya
arasında, Kafkasya'da bir tampon bölge oluşmasını
istiyordu. Bunun için de; Kuzey Kafkasya, Gürcüstan
ve Azerbaycan'ın bağımsız olmaları gerekiyordu.
Bu nedenle; hükümet, Kuzey Kafkasyalıların kurduğu
cemiyete özel bir ilgi göstermişti. Enver ve Talat
Paşalar, mali yardımda bulunmuşlardı. İngilizler,
İstanbul işgal edildikten sonra; cemiyetin, Ittihad
ve Terakki Iktidarı ile ilişkisi olduğu yolunda
ihbar alınca, cemiyeti kapatmışlardı.
Kafkasya'ya gidecek Heyeti oluşturan, ona destek
veren, yapılacakları tespit eden, cemiyetin
sivil-asker eski üyeleri idi.
Heyet, 2 Şubat 1920'de Gülnihal Vapuru ile yola
çıktı. İlk durak Trabzon idi. Batum, İngiliz işgali
altında olduğu için, gizlilik içinde hareket edildi.
Güçlükle Tiflis'e ulaşıldı.
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin, Tiflis Hükümeti
neznindeki temsilcisi, Haydar Bammat idi.
Türkiye'den gelen heyeti o karşıladı.
İlk tespitler ilgi çekiciydi. Bolşevikler, siyaset
bakımından her yerde etkin rol oynuyorlardı. Halk
arasında, azımsanmayacak ölçüde taraftar
edinmişlerdi. Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa,
Dağıstan'daydı. O'nun emrindeki subaylardan
bazıları, Bolşeviklerin aleyhine bir politika takip
etmeye başlamışlardı. Bolşevikler, Türk Heyeti'nin
gelmesinden endişe duymuşlardı. Nuri Paşa ve
ekibiyle işbirliği yapmamaları konusunda Onlar'ı
uyardılar.
Heyete, Tiflis'ten sonra başkanlık eden Aziz Meker;
takınılan tavrın ve gösterilen kuşkunun yersiz
olduğunu söyledi. Bolşevikler, Kuzey Kafkasya'nın
bağımsızlığını prensip olarak kabul ettiklerine
göre; değil düşmanca bir tutum içinde olmak, aksine
minnet duyduklarını anlattı. Bunun üzerine;
Temurhanşura'daki Sovyet temsilcisine bağlı olmak
şartıyla, kuzeye gitmelerine izin verildi. Yol
masrafları karşılandı. *
Heyet Üyeleri, Kuzey Kafkasya'ya ulaştıktan sonra ;
Hükümet ve Halk Liderleri ile görüşmüş, çeşitli
toplantılara katıldılar. Olaylar, halkın ve
aydınların tutumu, Onlar'ın belirleyeceği şekilde
değildi. Durum, oldukça karmaşık bir hal almıştı.
Heyet Üyeleri, zamanla birbirinden kopmuş, bazıları
izledikleri yanlış yol yüzünden hayatlarını
kaybetmişlerdir." Bu ayrıntılara girmeyeceğiz.
Kuzey Kafkasya'da Son Direnişler
Bağımsızlığı savunanlarla, Bolşevizme taraftar
olanlar; propaganda yoluyla halkı etkilemek için
kıyasıya mücadele ediyorlardı. Yerli Bolşevikler,
komünizmin getireceği evrensel düzene inanmışlardı.
Mutluluğu, insanlığın alacağı yeni siyasi platformda
bulacaklarını savunuyorlardı. Bu sebeple, milli bir
siyaset gütmeyi, davaya ihanet olarak görüyorlardı.
Bunların çoğu avamdan insanlardı. Eski
efendilerinden nefret ediyorlardı.
Sovyet Yöneticileri; ajanları vasıtasıyla her şeyi
izliyorlardı. Durumun, kendileri açısından
olgunlaştığını görünce, verdikleri sözlerden
döndüler. Tekrar silahlı müdahale için harekete
geçtiler.
Rusya'da, iç savaş bitmek üzereydi. Durumlarını
sağlamlaştırmışlardı. Çarlık taraftarı olanlar,
yokedilmişlerdi. Kuzey Kafkasya'da da, kilit
noktalarına, yerli adamlarını yerleştirmişlerdi.
Kuzey Kafkasyalı Milliyetçiler; 6 Mayıs 1920'de
Çeçenistan'da Vedeno civarındaki Kayışyurt'da,
Bolşevik toplarının tehdidi altında büyük bir
Kurultay düzenlediler. Halka önderlik edenlerin çoğu
din adamıydı. Türkiye'den Ismail Berkok, Aziz Meker,
Mustafa Şahin Beyler ile diğer heyet üyelerinden
bazıları vardı.
Bu sırada, azminden hiç bir şey yitirmeyen ve
kararlı bir tutum sergileyen altmışbeş yaşındaki
Uzun Hacı idi. Hasta olduğu için toplantıya
gelememişti. Düşüncelerini yazılı olarak
bildirmişti.
Uzun Hacı; Komünizmin eşitlik ilkesini
İslamiyet'teki eşitlik ilkesine benzeterek, olaya
önce sıcak bakmıştı. Kızıl rejim uğruna, kitleler
halinde insanların öldürüldüğünü görünce,
yanıldığını anlamıştı. Bolşeviklerle anlaşmanın
mümkün olmadığını görmüştü.
Uzun Hacı, kurultaya şu mesajı göndermişti:
“Milli birliğin sağlanması için; Şeyh Şamilin
hayatta kalan tek oğlu Kamil Paşa Türkiye'de O'nu
getirip, reis yapın!”,
Topluluğun genel görüşü, mücadelenin
sürdürülmesinden yanaydı. Uzun müzakerelerden sonra;
Kamil Paşa'nın çağrılmasına karar verildi. Yeni bir
Temsilciler Meclisi seçildi.
Kurultayı izlemek üzere, asker-sivil birçok Bolşevik
gelmişti. Alınan kararları beğenmemiş, hızla olay
yerini terketmişlerdi.
Yeni Milli Meclis, Sovyet Hükümetine hitaben bir
bildiri yayınladı. Bu bildiride, şu ifadelere yer
verildi:
" Çiçerin; Kuzey Kafkasya Halkları'na, bağımsız
devlet olma hakkı dahil, her konuda serbest
olduklarını söylemişti. Bu söze sadık kalınmadığı
takdirde, milletimiz dilediği gibi hareket etmek
için kendi iradesini kullanacaktır. "
Milli Meclis, başka bir bildiri ile de; bütün Kuzey
Kafkasyalıların, bağımsızlık bayrağı altında
toplanmalarını istedi.
Meclis, Uzun Hacı'nın tavsiyesine de uydu. Özel bir
ulakla, Kamil Paşa G göreve davet edildi.
Paşa rahatsızdı. Oğlu Said Şamil'j Kafkasya'ya
gönderdi. Kafkasyalılar, Said Şamil'in önderliğinde
mücadeleyi sürdürdüler. Önemli denecek ölçüde bazı
başarılar da sağladılar.
Ancak Sovyetler Hükümeti; Brest-litovsk anlaşmasıyla
batıdaki durumlarını düzeltmişlerdi. Şimdi sıra,
Kuzey Kafkasya'ya gelmişti. Büyük kuvvetlerle
harekete geçtiler. Önce Derbent Yolu'nu izleyerek,
Azerbaycan ile Gürcistan'ı işgal ettiler. Böylece,
Kuzey Kafkasya'yı çembere aldılar.
Kuzey Kafkasyalılar; Sovyetlerin üstün kuvvetlerine
karşı, yer yer savunma hatları oluşturarak, 1921
yılının Haziran ortalarına kadar dayandılar.
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti; 11 Mayıs 1918'den
Haziran 1921 'e kadar, son derece ağır şartlara
rağmen varlığını sürdürmüştü. Üç yıl boyunca;
İngilizlerin baskılarına karşı koymuş, Beyaz ve
Kızıl Rus Orduları ile savaşmıştı. Türkiye'nin
dışında, hiç bir ülkeden yardım görmemişti.
Sonuç ve Değerlendirme
Yukarıda açıklandığı gibi; Rus Sosyalist
Partileri'nin başlattığı ihtilal hareketi, Rus ve
Rus olmayan bütün milletleri etkilemişti. Kuzey
Kafkasya Halk Liderleri ve aydınları da, hürriyete
susamış diğer milletler gibi, 3 Mayıs 1917'de
bağımsızlık yolunda ilk adımlarını attılar.
Yapılan bu girişim, muhteva ve zamanlama bakımından
doğru muydu? Doğruydu. Çünkü, Ihtilali yapanlar, Rus
olsun olmasın, herkese hürriyet vadediyorlardı.
Devlet kurma hakkı dahil, her konuda serbest
olduklarını söylemiş ve ilan etmişlerdi.
Çarlık Rusya’sı; daha Kafkasya'yı işgal etmeden
önce, Petro zamanında başlayarak, Baltık Ülkeleri'ni
ve Polonya'yı nüfuz alanına dahil etmişti. Polonya,
1772'de; Rusya, Avusturya ve Prusya tarafından
bölüşülmüştü. Rusya, daha sonra Polonya'nın tamamına
hakim olmuştu.
Bolşevik ihtilali sırasında, Batılı büyük
devletlerin desteği ile, bu ülkeler
bağımsızlıklarına kavuştular. Kuzey Kafkasya dahil,
diğer Kafkasya Ülkeleri ve eski Türkistan Hanlıkları
ise bundan istifade edemediler.
Bunun çeşitli nedenleri vardı.
Birinci Dünya Savaşı başladığında, iki büyük ittifak
vardı. Bir tarafta; Almanya, Avusturya, Bulgaristan
ve Osmanlı Devleti. Diğer tarafta; İngiltere, Fransa
ve Rusya.
Savaşı, Osmanlı Devleti'nin dahil olduğu ittifak
devletleri kaybetmişti. Savaşı kazananların,
Kafkasya Halkları'na ve eski Türkistan Hanlıkları'na
yardım etmeleri politika bakımından mümkün değildi.
Çünkü bu ülkelerin, savaşı kaybeden Osmanlı Devleti
ile organik bağları vardı. Ayrıca, savaşı
kazananlar; Yıkılmakta olan Çarlık Rejimini
kurtarmak için harekete geçmişlerdi.
Çarlık Rejimi'ne bağlı olanlar ve eski Çar
Ordusu'nun kalıntıları, Kafkasya'da ve Türkistan'da
üslenmişti. İngiltere, Onlar'a yardım etmek için, bu
iki stratejik bölgeyi kullanmak zorundaydı. İran'dan
hareket eden İngiliz Birlikleri Kafkasya'dan,
Afganistan'dan yola çıkanlar Türkistan'dan
geçiyorlardı.
İngiltere, ne Kafkasyalıların ne de Türkistanlıların
bağımsızlık elde etmelerini hiç düşünmemiştir.
Aksine, Çarcı Rusların işlerini güçleştirdiği
düşüncesiyle, Onlar'a karşı soğuk bir tavır
takınmıştır.
Kafkasya'da kurulan Cumhuriyetleri tanıyan ve
Onlar'a yardım elini uzatan tek devlet Osmanlı
Devleti idi. Ne var ki, Osmanlı Devleti'nin savaşı
kaybetmiş olması, yardımın devamına imkan
vermemiştir. Bu sebeple; Kuzey Kafkasya, Azerbaycan,
Gürcistan ve Ermenistan Cumhuriyetleri'nin ömürleri
kısa olmuştur.
Kafkasya'daki bağımsızlık hareketlerinin karşısında,
başka bir cephe daha vardı. Bu da, Rus Bolşevikleri
ile dirsek temasında olan Kafkasyalı Sosyalistler
idi. Bunların mazisi Rus Sosyalistleri kadar eski
idi. Kendi içlerinde organize olmuşlardı. Sovyetler
Birliğinin çatısı oluşturulurken, etkin bir rol
oynamışlardır.
Sovyetler Birliği'ni meydana getiren, onaltı
Cumhuriyetin dördü Kafkasya'da idi. Dört
Cumhuriyetin kurularak, birlik içinde yeralmasını
sağlayan, işte bu yerli Bolşeviklerdi.
Bilindiği gibi, Sovyetler Birliği'ne; Azerbaycan,
Gürcistan, Ermenistan ve Abhazya tam üye olarak
katılmışlardı. Kuzey Kafkasya, küçük özerk bölgelere
ayrılmış, Rusya Federasyonu içinde kalmışlardı.
Kafkasya'yı; bugünkü siyasi tablo ile zamanımıza
taşıyan, Rus Bolşevikleri ile işbirliği yapan, yerli
sosyalistlerdir.
Bu olay; bütünüyle, Onlar'ın başarısı mıdır? Hayır!
Komünist Liderlerin kafasında oluşan ilk proje, bu
şekilde idi. imkan bulsalardı, bütün dünya
milletlerini, sosyalist devletler halinde Moskova'ya
bağlayacaklardı. Eski Çarlık Toprakları'nda
yapabildikleri, büyük planın sadece küçük bir
parçasıydı.
Bugünün Kafkasyalıları, geçmişin bu karmaşık
olaylarından ibret alarak, çağdaş politikalar
üretmelidirler. Kendilerini tükenişe götürecek bir
yol izlememek için, çok iyi düşünmeleri gerekir.
KAYNAKLAR :
1) Rus İhtilalinden Hatıralar Abdullah TAYMAS,
ISTANBUL-1947 Cilt-1
2) Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası Ahmet
Hazer HlZAL,Orkun Yayınları ANKARA-1961
3) Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Savaşı
Tarihinden Yapraklar, Pşimaho KOSOK ISTANBUL-1960
4) Kafkas-Rus Mücadelesi Wassan-Giray CABAĞI
ISTANBUL-1967
5) Şimali Kafkasya'nın İstiklali, Kuzey Kafkas- Türk
Kültür ve Yardım Demeği Yayınları:3 IST ANBUL-1965
6) 1. Cihan Harbi Sırasında Kafkaslar Üzerine Tarihi
Bakış, Türkiye'deki Kafkasya Göçmenleri Yardım
Komitesi Tarafından Bastırılmıştır. ISTANBUL-1918
7) Kafkasya Hatıraları Mustafa BUTBAY, Latin
harflerine çeviren ve yayına hazırlayan: Ahmet
Cevdet CANBULA T Türk Tarih Kurumu ANKARA-1990